TUFAN PULATOĞLU
  Sevenlerinin Gözünden ...
 
     ANNESİNİN  Gözünden 2FUN       

     
   Sevgili Oğlum TUFAN,
   Sana olan duygularım kelimelerle anlatılmaz. O sıcak gülüşün
   ve  sevgin kalbimin en derin yerindedir. Telefondaki ‘’annem
   annem nasılsın annem?’’ deyişin beni son derece mutlu eder.
   Oğlum seninle çok güzel günlerimiz oldu. Babanın da sana karşı
   büyük sevgisi vardı. Seni “oğluma da oğlumun dadlarına köle
   olurum” diye severdi.
   Canım oğlum, sana hamile iken apartmanımızda bir yangın
   çıkmıştı. Hiç elektiriğimiz ve kaloriferimiz yoktu. Hava gazı
   yangından hasar görmüştü. Evimizin içi isten hep kirlenmişti.
   Babanla ağabeyin isleri temizlediler, alt katta oturan
   talebeler temizliğe yardım ettiler. Yangın 13 Kasım 1979’da
   yangın olmuştu. O şartlarda 29 KASIM’da sen dünyaya geldin.
   O geçirdiğimiz kötü şartların ardından senin varlığın hepimize
   sevgi ve sıcaklık getirdi. Sen çok güzel ve uslu bir çocuktun.
   Babanda sana babasının adını koymakla çok mutlu olmuştu.
   Hepimizin göz bebeğiydin sen. Ve ailemizin neşe kaynağı oldun.
   Derken günler geçip okul çağına geldin. Okula başladığın gün 
   baban ben, Dilek ve ablanla okula gittik. Merasimden sonra
   sınıfa girdiniz. Baban işe gitti. Bahçede beklememizi istedin. 
   Birkaç gün seni bekledik, sonra okula alıştın. Sena’nın
   kucağında servisle okula gelip, gittin. Okul hayatın böyle
   devam  etti. Başarılı bir çocuktun. Ve öğretmenlerin seni çok
   severlerdi.
   Oğlum sen askerden geldikten sonra Ankara’da kaldığın 10 
   gün  içinde bana çok güzel günler yaşattın. Gerek evde, gerek
   dışarıda çok mutlu oldum. Hele o vadideki gezip tozmalarımızın
   anısı bende çok büyüktür anneciğim. Yavrum, sana daima dua
   ediyorum. Herşeyin iyi ve güzel mutlu olsun. Kısmetin
   bereketin    bol olsun. Kuracak olduğun yuvada, Allah’tan
   dileğim; çok ama çok mutlu, sağlıklı ve güzel olsun yavrum.
   Babanda olsaydı çok daha iyi olurdu, ama ne yapalım, Allah’ın
   takdiri. Ama ben onun daima bizimle olduğunu düşünüyorum. En
   azından benim için öyle. Babanın üzerinde çok olumlu etkin
   vardı. Konu ne olursa olsun, onu bir şekilde ikna eder, istediğin
   şeyi yaptırırdın.
   Canım Tufan’ım; seni çok ama çok seviyorum. Umarım hayatta
   hiç kötülüklerle karşılaşmaz ve hep mutlu, huzurlu günler
   görürsün. İş hayatında daima başarılı olmanı diliyorum. 
   Canım yavrum, hayatta hiç bir şeye üzülmeye değmez. Daima
   olumlu olup, hayatı sürdürmeye bakmak lazım. Seni çok seviyor
   ve özlüyorum.
   Oğlum, sen birdin şimdi iki kişi olacaksın. Şuna inan ki; bir
   evladım daha olacak diye, mutluluktan uçuyorum. Ben sizi çok
   yakıştırıyor, çok çok seviyorum .
         Annecim, daha çok şey yazıp, çok şey anlatmak isterim.
   Ama tıkandım, heyecanlandım. Bildiklerimi unuttum. Niye acaba,
   biraz yaşlandık galiba.
   Gözlerinden öperim yavrum, Allah’a manet ol.
   Annen
 
     Sema Pulatoğlu Ergün ‘ün Gözünden 2FUN    
               
                
     Tufan’ım,
    
Sana seni anlatmak hem çok kolay hem de çok zor. Kolay; 
    çünkü benim bir parçamsın, bendensin, canımsın. Zor; çünkü
    içimden geçenleri ifade edebilecek doğru sözleri   
    bulamayabilirim. 
            İnsanın hayatta “şanslıyım” dediği yalnızca birkaç
    değeri olur. Sen benim o değerlerimden birisin. Senin gibi bir
   kardeşe sahip olduğum için, kendimi öyle hissediyorum.  
            Aynı ana babadan doğsak da farklı üç kişiliğiz biz. Sen,
    içimizdeki neşesin, bağlayıcı, toparlayıcı ve aktif edensin.
   Özelsin bir tanem, çok özelsin.
            Paylaştıklarımız da çok özel. Onlar biz, onlar hayatımız, 
   onlar ailemiz. Yaşanan öyle çok anı var ki: Mesela ilk aklıma
   gelen; karanlık salona girdiğimde, masanın altından bacağıma
   yapışıp çıkardığın o korkunç sesle beni hoplatmaların. Korku
   sahibi  yapmıştın beni. Hatırlıyor musun? Yazanlar sokakta
   otururken, Nazmi’nin beni almaya gelişini her gördüğünde; “Bu
   adam da neyin nesi“ gibi ifadelerle suratına dik dik bakardın.
   Gözlerini ondan ayırmadan. O zehir aklından neler geçtiğini
   çok   merak ederdim.
            Sen küçükken geçirdiğimiz kazayı hatırlamazsın. Babamın 
   arkasında oturuyorduk. Sen kucağımdaydın. Akşam oturması
   yaptığımız bir yerden dönüyorduk. Soldan hızla gelen arabayı
   farkedip, gaza basmıştı babam. Aksi takdirde, bagajdan bize
   vuran  araba, sol arka kapıdan çarpacak ve belki de ikimizde
   zarar  görecektik. Çok korkmuştum. Sana sıkı sıkı sarıldım. 
            Çok uslu bir çocuk ve çok iyi huylu bir ergen oldun hep.
   Çocukken gecenin bir yarısı gelen misafirler seni uykundan
   uyandırıp severlerdi. Hiç mızmızlanmazdın. Onlara gülümserdin.
   Sonra “hadi yat oğlum” deyince de gidip yatardın. Ergenliğin de
   öyleydi. Öyle isyan etmelerin, baş kaldırmaların, sinirlilik
   hallerin  olmadı pek. Olduysa da gelip benimle konuşurdun.
   Sakinleşirdin  hemen. Senin ergenliğin, annemin menopoz
   dönemine denk  gelmişti. İkinizle de konuşurdum. Ama alttan
   alan “sen” olurdun.
            İlk kalp acını hatırlıyor musun? Dikmen’deki bizim evin
   salonunda, mum ışığında otururken; “Ablaaa, geçecek mi?”
   demiştin bana. Seninle birlikte benim de içim acımıştı o gün.
   Gözlerindeki yaşlar benim içime akmıştı. Acıyla mutluluğu aynı
   anda yaşamıştım. Büyüyordun. Ama o kalp kırıklığında bile
   olgunluğunu göstermiş, kahretmemiş, çözüm aramıştın. 
            Ya işte canımın içi. Anılara sardırırsak çok şey var
   anlatacak. Uno’nun motorunu yaktığın şu şehirlerarası
   yolculuğun var mesela. Hani sinek ilacı satmaya gittiğiniz! Ya da
   evin yerlerinden lavların akması ve senin oturma odasından
   salona, yere basmadan  yalnızca duvarlardan ve mobilyalardan
   destek alarak ulaşman. Kıçın doğru dürüst kanepe yüzü
   görmemiştir senin. Hep arkalıklarının üzerine uzanmayı tercih
   ederdin. 
            Ya, altı tane Sinem’le çıkmana ne demeli. Hem de
   ortaokulda. Bunun doğru olup olmadığını hâlâ bilmiyorum !
            Benim için planladığın düğün törenini hatırlıyor musun? 
   Denizden yatla kıyıya yanaşacaktık. Havaî fişekleri, şaşâlı bir
   salon. Sonra, tuttuğun limuzinin şöförlüğünü de sen 
   yapacaktın.   Benim ve  ailen için hep en çoğunu, hep en güzelini
   dilersin. Sen çok özel birisin. 
            Hani diyorum ya; yarı annenim ben senin diye. Bunu ta 
   içimde hissederek söylüyorum. Çocuğun yerini hiçbir şey
   tutmuyor hayatta. Bunu, Ekin doğunca anladım. Ama ona kadar,
   bunun çok yakınını ben senin için hissetmişim. Bunu bugün daha
   iyi anlıyorum. Sen kardeşten farklı bir duyguydun benim için.
   Bunu  hiçbir kuvvet bozamadı. İnsan doyamıyor sevmelere seni.
  “Anneeeeee, ablam beni seviyoooooo”
            Sen hep benim arkadaşım oldun. Seninle vakit geçirmek 
   herzaman bana çok keyif vermiştir. Hatırlamadığın
   zamanlarımızda; altını değiştirmek, mamanı yedirmek, seninle
   oynamak çok zevkliydi.
   Düşünsene, her kız çocuğunun sahip olmayı istediği bebeğin 
   canlısı   vardı bende. Hem de sıcacık, gülümseyen ve sana 
   sevgisini gösterebilen. Öyle içten ve sıkı sarılırdın ki boynuma.
   Canım benim.
   Ne güzel günlerdi bilemezsin. Anneliğe beni hazırladığını
   söylerken son derece ciddiyim. Büyüdüm ben de seninle.
   Öngörüm, algım ve farkındalığım herkesten daha önce gelişti
   sayende. Öyle çok eğleniyorduk ki. Okuldan dönmeni
   beklerdim mesela. Özlerdim seni.Beraber çok şey yapardık.
  Yemek yerken, oyun oynarken,    televizyon izlerken,
   konuşurken, felsefe yaparken, ağlarken bile.  Çok konuşurduk,
   çok fikir yürütürdük herşey hakkında. 

         Çok özlüyorum o günlerimizi. Keşke hiç büyümeseydik.
Senin gibi bir kardeşe sahip olmaktan gurur duyuyorum.
   Allah’ım bana senin acını göstermesin. Kendine çok dikkat
   etmeni  istiyorum senden. Nedendir bilmem, burnumun ucunda
   hep o sızıyı yaşarım zaman zaman. Seni kaybetme korkusunu!
   Bak şimdi bile sızladı ve burnumdan yukarı çıkıp göz pınarlarıma
   yerleşti meret. Yokluğun bana sonsuz acı verir. Bunu sakın
   aklından çıkarma ve benim için birşeyler yapmak istediğinde,
   gidip kendin için çok iyi birşey yap. Tamam mı canım benim?
            Yepyeni bir hayata adım atıyorsun. Bundan sonra hiçbir
   şey eskisi gibi olmayacak. Daima iki kişilik düşüneceksin. Her  
   ne kadar tecrübe ettiğini düşünsen de evlilik bambaşka bir
   olgu.   Ve onu canlı  tutabilmek de yalnızca sizin elinizde
   olacak. Sana iki tavsiyem olacak  canımın içi. Ben öyle yaptım,
   çok işe yaradı. Sonuca değil, sebebe bakarak hareket etmeli.
   Mutlaka karşındakinin ne yaptığına değil, ne niyetle yaptığına
   bakmalısın. En önemli şey budur. NİYET.  Bir de karşından
   gelen olumsuz tepkiye, önce kendine “ben ne yaptım da  
   o   da bunu yaptı” sorusunu sormadan karşılık verme. Kimse 
  sevdiğini kırmak istemez. Kendisi kırılmıyorsa.
         Tanrımdan hak ettiğin tüm güzellikleri yaşamanı
   diliyorum. 
         Tanrımdan senin için en hayırlısını vermesini diliyorum.   
         Tanrımdan senin için “huzur” diliyorum. Seni çok ama çok 
     seviyorum.
                                                           Ablan   
 
   CENGİZ  PULATOĞLU’nun  Gözünden 2FUN    


     
   1979,Ortaokuldayım birgün annemin hamile olduğunu
   öğrendim.Fakat öğrendiğimde annemin epey bir süredir hamile
   olduğunu da aynı gün öğrendim.Ben 12 yaşındayım ve bir kardeş
   sahibi olacağım.Ve annem ise 38 yaşında. Bu benim kriterlerime
   göre ( o zaman için ) utanılası bir durum.Niyeyse?.Okula gittim
   en yakın arkadaşım Cenap'a kimsenin duymadığından emin 
   olarak '' annem hamile'' dedim.Ama o kadar utanıyorum ki
   kazık kadar kadın, Annem, kazık kadar adam, ben.Çok
   utanmıştım çok. Sonra 1979 yılı Kasım ayı; sanırım ilk günlari
   apartmanımızda yangın çıktı annemin karnı burnunda. Babam 
   bizi kaptığı gibi dışarı çıkarttı ama annem içeride kaldı. 
   Annem ,panikle balkona çıkmış babam geri dönüp annemi 
   alacak! ama kapı kapalı kapıyı çalıyor ama annem balkonda
   duymuyor. Babam kapıyı kırıyor annemi dışarı çıkarıyor.Ama
   kapı açık kalıyor.Yanan merdiven altındaki bahçe hortumu ve
   birkaç araba lastiği olunca çok hararetli ve pis dumanlı yanıyor.
   Bu pis ve isli duman açık kalan kapımızdan bütün eve dağılıyor.
   Yangın söndürülüp eve girdiğimizde ev mağaraya dönmüş bir
   haldeydi. Uzun zaman kaloriferler yanmadı ve elektrik
   yoktu.Sonra elektrik bağlandı ama dünya da petrol krizi var
   ve fuel-oil bulunmuyor.Annem doğurdu doğuracak. Babam 
   oturma odasına soba kurdu. Ben sobayı çok severim. 29 Kasım:
   Tufan doğdu çok güzel bir bebekti. Abi olmuştum ikinci kez.
   Biliyormusunuz ben,aramızda 2 yıl 8 ay olmasına rağmen
   Sema'nın doğumunu da hatırlıyorum.( Çok travma yaşadım
   çoook.) Kasım ayı hava soğuk o günler en büyük zevkimiz yeni
   doğmuş ve her gün yıkanan Tufan'ın yıkanışını seyretmek.
   Oturma odasında yanan sobanın yanında leğenin içinde Tufan'ın
   yıkanışını, somrasında annemin onu emzirişini seyretmek çok
   büyük zevkti. Çok güzel bir bebekti Tufan.Onu çok
   seviyordum.Çok güzel günlerimiz geçti o sobanın etrafında.
   Onu göğsüme yatırıp uyuturdum. Derken Tufan büyüdü ve 9
   yaşına geldi. Sanırım Pazar günüydü ayrıntılara girmicem,
   Tufan   epilepsi krizi geçiriyor.Baktım ve hemen anladım sara
   krizi geçiriyordu. Evde herkes panik. Kaptım kucağıma aldım
   arabaya binerken kucağımda kasılmaya başladı arabaya
   koydum annem, babam, ben arabayı kullanıyorum Güven
   hastanesine götürdük.Orada bir kriz geçirdi.Hemen bir iğne
   vurdular ve bizi ibn-i sina hastanesine gönderdiler.orada bir
   kriz daha geçirdi. Sonra tomografi için Akay da bir merkeze
   gönderdiler. orada bir kriz daha geçirdi.Oradan tekrar İbn-i
   Sina ya geldik ve ne kadar zaman geçti şimdi hatırlayamıyorum
   ama bir süre sonra rahatladı ve uykuya daldı.uyandığında
   rahatlamıştı tabii bizde. Düşünebiliyormusunuz bizim
   üzüntümüzü.Ve ben bütün bu koşuşturmalarda ayakta durmak
   ve sağ duyulu olmak zorundayım ağlayamadım bile.Bütün bu 
   koşuşturmalarda bir mucize vardı.Yaklaşık olarak 35-40 Km yol
   yaptık git oraya gel buraya.Ve arabanın benzini yoktu.Bu bir
   mucize değil de nedir? Bu olay benim hayatımın en büyük
   kabusudur. Hala etkisinden kurtulmuş değilim. O yüzden Tufan
   benim kardeşimden öte oğlum gibidir. Evet Tufan sen benim
   OĞLUMSUN !!!
 
    Abicin 
 

    EKİN ERGÜN ’ün  Gözünden 2FUN          
    
 
Dayıcığım seni çok seviyorum,
         Sen çok özelsin.
         Sen benim dayımsın,
         Bundan mutluluk duyuyorum.
         Umarım beni seviyorsundur,
         Seni herkes seviyor;
         Annem,babam,anneannem,dayım ve ben.
         Gördün mü?
         Herkes sever seni,
         Dayıcığım seni çok seviyorum.
                                               EKİN ERGÜN

   SEVİNÇ CANBAKAL’ın  Gözünden 2FUN 
  
    Sevgili Berna,
 
    Benden kuzenim hakkında yazmamı istedin değilmi? Ama o 
    benim kuzenim olmayı pek beceremedi. Evet Tufan benim çok
    sevdiğim ve rahmetle andığım sevgili dayımın ve yengeciğimin
    küçük oğulları. Ancak Tufan la benim ilişkim pek standart
    kuzen ilişkisi hiç bir zaman olmadı. Gerek aramızdaki yaş farkı
    gerekse onun sıcaklığı: biraz abla kardeş, biraz anne evlat 
    biraz arkadaş gibi karışık bir ruh durumu. Ve bu karışık duygu 
   duygu durumuna göre çeşitli yaşanmışlıklar. An geldi çocuğum
   gibiydi. An geldi arkadaşım oldu dertlerimizi paylaştık.An geldi
   o çılgın ruhuyla beni de kendi yaşına indirip kolumdan sürükledi.
   Ve hiç utanmadan da sonrasında dalga geçti.
   (Annnneeeemmmm)   Ama itiraf etmeliyim ki o da çocuklarımla 
   yaşadığım gibi ikinci gençliğimde zaman zaman bana enerji
   kaynağı oldu.
   Tabii siz bunu yaşınız gereği çok bilemezsiniz. Ama emin ol çok
   değerli.
   Özetle güzel ve özel paylaşımlarımız olduğunu söylemek
   isterim.
   Kuzenimsi Tufan ıma seninle birlikte uzun ve mutlu birliktelik
   diliyor, ikinizide öpüyorum.

   YOLUNUZ AÇIK VE AYDINLIK OLSUN.

  Müjgan&Bora PEKER Ailesinin Gözünden 2FUN

    Hani tekne kazıntısı derler ya Tufan en küçük olmayı
    bile     büyük bir hale getiren transatlantik kazıntısı Osman
    Peker'in ennn küçük torunu... 

    Farklı olmak, farklı yaşamak  ruhuna o kadar işlemiş ki hep
    cesur hep heyecanlı hep özgür ...

    Biz onu en olumsuz şartların da bile hayata gülerek 
    bakarken gördük... Herkesin hayatta birilerine ihtiyacı
    olur   ya bizce bizim sülalenin ona her zaman ihtiyacı var...
    Çünkü onunla bulunduğumuz her ortamda neşesi ve
    enerjisiyle bize heyecan kattı.
 
   Tufan hep bizimle ol seni seviyoruz bizim evin büyük oğlu...
 
   Altuğ - Müjgan – Bora 

  
Barkın Ebru PEKER Çiftinin Gözünden 2fun

  Aslında onu anlatmak için Tufan’la beraber vakit geçirmeniz ve 
  yalnız kalmanız gerekli. Ailemizin en hareketli ve neşeli
  çocuğunun ne denli duygusal birisi olduğunu onunla çıktığım
  Kaçkar Dağı macerasında anladım. Sıkıntılı Ankara günlerinden
  sonra İstanbul’un yolunu tutup buralara geldiğinden beri yaptığı
  mücadele onu çok yprduğu için bizlerin yanında hep neşeli ve
  hareketli görünmeye çalışıyor.

 İçinde fırtınalar kopan deli çocuk iyiki geldin ve iyiki kuzenimsin.  
 Her  ne kadar beni dağ başında yalnız  bıraksan da seni çok
 seviyorum
.

  ANIL ALTUĞ’ un  Gözünden 2FUN                

 


BAŞIMIN BELASI
 
   KUZEN-Öncelikle şunu açıklayayım, esasen Tufan benim değil
   annemin kuzenidir.Kendisi tekne kazıntısı olduğu için 
   kuzenlerinin çocuklarına akran olmuş Bizde hem birbirimizi
   gerçek kuzen gibi hissettiğimiz için hemde insanlara açıklama
   yapmamak için kuzeniz der,çıkarız işin içinden.Tufanım
   Ankara'da, ben İstanbul'da yaşadığım için hep aralıklarla
   görüştük ama her görüşmemiz bir olaydı
 
   YAZLIK-Zatı Şahaneleri ile ilk muhabbetlerimiz yaklaşık 25
   sene önce bizim yazlığımızda Hereke'de başlamıştır. Birlikte
   denizi keşfetmeye çalışıyorduk, ben yüzmeyi öğrenmiştim o
   benim kolluklarımla yüzüyordu   Balık tutuyorduk, birde alıp
   başımızı doğaya akıyorduk.Hatta birgün fazla akmışız galiba,
   ben ikimiz adına babamdan osuruk ağacının dalından yaptığı
   kırbaçla dayak yemiştim Yine yırtmıştı eşşek...Bu arada
   belirtmezsem olmaz CENGİZ ABİ TOPUMU KESMİŞTİ
  
   SIR-İkinci parti beraberliğimiz Ankara'da oldu. Onların
   bahçesinde beraber misket oynardık; Tufan,Emre ve
   ben.Aynen Nazlıcan,Bedirhan ve ben gibi oldu değil mi
  
Emre,Tufanımın çocukluk arkadaşı benimse yıllardır Tufan'ın
   içine sindiremediği aşkımdır. Bunca yıldır aramızda bir şey oldu
   mu, olmadı mı diye şüphe eder ve asla kabullenemez. Bugün  
   bile gerilir bu konuya...Cevap mı?Ömür boyu benimle Emre
   arasında sır olarak kalacak
 
   SERSERİLİK-Birde malum erkekler geç olgunlaşıyor ya;
    parkta bira ve sigara içerken gizli gizli, ben bu iki tatlı
    arkadaşı karşıma alır bildiğim argo kelimeleri öğretirdim çete
    reisi gibi Daha bebeydiler

    KARTALKAYA-Meşur bir Kartalkaya seyahatimiz var bu arada.
    Kayak yapmaya gitmiştik.Meşhurluğu ise beni nerdeyse sinir
    krizi geçirtecek kadar kızdırmış olması. Bebecik büyümüştü
    ya artık, biti kanlandı tabi Bu tatil bizim için bir dönüm
    noktası olmuştu belki de, o günden sonra hep didişerek devam
    etti hayatımız.

    ŞAMATA-Sonraki görüşmelerimiz yaklaşık 18'li yaşlara denk
    gelir. Tufanım'ın hayali İstanbul'da yaşamak olmuştu, onun için
    fırsat buldukça gelir, gelince de en çok bizde kalırdı.İkimizin
   de en deli çağları, her geldiğinde gücümüz yettiğince gecelere
   akar, şişenin dibini görene kadar içerdik. Gözümüz çok
   karaydı,millete bulaşırdık ama çokta eğlenirdik.

    HAYALLER-Daha sonraki gelişlerinde artık Tufanım iş adamı
    olmuştu. İstanbul hayali iyice güçlenmişti. Hatta “Tekne-Viski-
    ? “ üçlemesi (Üçüncüyü söylemeyeyim artık iş işten geçti
   hayalinin top noktası olmuştu. Ben bu hayali çok saçma
   bulmuştum tabi daha o gün, ama neyse ki o da artık doğru yolu
   buldu

    HADİ-HADİ-Yine yıllar geçti ve ben artık deli kanımı yere
    düşürmüştüm, Tufanım'sa hala bomba. İşi vesilesiyle sık sık 
    İstanbul'a gelmeye devam ediyor. Gecenin bir yarısı geliyor,
    tuturuyor “Hadi dışarı çıkalım” , “Hadi, hadi, hadi, hadi, hadi,
    hadi.....”
   Allahım bu “Hadi”ler çıkana kadar devam ediyor. Yok kardeşim
   durmuyor adam delirtirdi beni(her zamanki gibi )Sonra pes
   eder, annemle beraber hazırlanır çıkardık dışarı, ne
   çare.Uzunca bir dönem hadi hadi dönemi yaşadık.
 
   İŞ-Tufanım'ın Ankara'da işleri biraz ters gitmiş, İstanbul'a
   gelip burada çalışmaya karar vermiş. Yaklaşık 2 ay kadar
   beraber kaldık, o zaman tam kardeş kavgaları başladı.Yok
   tuvalette uzun kaldın çık, yok kumanda kavgası, yok
   bulaşıklarını ortada bıraktın gibi tam gaz didişmeye devam
   ettik. Bu dönemde iş aradı.Sonra bizim şirkette beraber
   çalışmaya başladık. Evini kurdu gitti, yeni harp mekanımız işyeri
   oldu. Sanırım bu bölüme kadar anlaşılmıştır, biz birazcık(!)
   didişerek iletişim kuruyoruz...Bu iş yerinde de devam etti tabi;
   bu bize bazen eğlence, bazen ciddi stres kaynağı oldu ama
   birbirimizi sevmekten hiç vazgeçmedik...

   KERPE-Bir meşhur seyahatimiz ise Kerpe'dir. Tufanım dahil
   olmak üzere 5-6 kişilik bir gruptuk. Orman içindeki evimize
   gittik. Burada ulu bilge, yüce ruh, büyük üstat olan bir diğer
   zatı şahaneleri abim, tüm takıma silahla atış yapma dersleri
   verdi.(Ben hariç,çünkü ben birkaç kur ileriydim Tufanım da
   pek sevdi ateş etmeyi. Hatta bu derslerin askerde çok işe
   yaradığını söyledi bana. Bir gün balığa çıktık, sevgili
   arkadaşımız  Tufan Tragonya denen zehirli bir balığın küçük
   boyundan tuttu bir adet. Cancağzıma “Bu balık zehirli onu
   hemen denize at, sandala koyma dememe rağmen kendisini
   balık tutmaya çok kaptırdığı için(Mağlum Ankara'da balık pek
   tutulmuyor beni dinlemedi.Nitekim küçük balıkçık 
   Tufancığımın ayak parmağına güzel dikenlerini batırdı ve malum
   parmak davul oldu. Akabinde,”Bu balıkların iğnesi kana karışıp
   kalbe gidiyormuş, ben kontrol mü olsam acaba doktora?” diye
   2 ay boyunca kafa ütüledi. En sonunda da gitti ve tabi ki bir
   şey    çıkmadı. Tatilin asıl bomba kısmı ise gece yemek sonrası
   ateş yakıp içkimizi içtikten sonra oldu. Biz hepimiz muhabbeti
   bitirdik ve içeri geçelim dedik.Tufanımsa çok cooooollll bir
   şekilde “Siz girin, ben biraz daha oturacağım”dedi. Biz mutfağı
   toparladık, yatma hazırlığı yaparken dışarıdan “Hooooşşşştttt,
   Hoooooşşşştttt” diye bir ses geldi. Panikle gittik baktık.
   Tufanım elinde ucu yanan koca bir odun almış, bir sağa bir sola
   koşarak panik içinde “Hooooşşştttt” diyor. Geri geri koşarak
   içeri geldi. Ne oldu dedik,”Çakallar, Çakallar geldi” dedi titrek
   bir sesle.Kitledi demirleri, oturdu kapının orada. Saatlerce
   dışarı baktı, gelecekler mi diye. Epeyi korkmuştu. “Emin
   misin?”  dedik, “Köpek olmasın gördüğün?” “Saçmalamayın, dev 
   gibilerdi, kocamanda dişleri vardı” buyurdu. Ne o gün, ne de
   ondan sonra çakalları başka gören olmadı Biz hala
   varlıklarından şüphe ediyoruz. Ya da çakallar Tufan'ın kaba
   etine meraklı, gelmek için Tufan'ın gelmesini bekliyorlar
  
   ASKERLİK-Tufanım askere gitmeye karar verdi ve gitti.
   Askerde bile beni kızdıracak birşeyler buldu, yetişti ordan
   tabi.”Gel seni iki kere dövücem” diyordum en son
   dönemlerinde. Yanıma gelince herşey geçti, kıyamadım yine.
   Eşşek sıpası... 
 
  Ohhhhh yahu, yazı yazma işi iyi oldu. Sağolasın Bernacığım.
   Aman diyeyim,bir satır bile çıkartma...
   Bu vesilesiyle intikamın soğuk yemeğini afiyetle yemiş
   oluyorum, benim gülücük koyduğum her yerde ve şahane
   resimlerini gördüğünde Tufanım yutkunacak eminim
   Netice-i Kelam Tufan benim başımın belasıdır, beni çok
   kızdırır, çokta farklıyızdır ama o benim kuzenim, kardeşim,
   canımdır ve hayatımda beni bu kadar kızdırıp hala hayatımda
   olan yegane sıpadır... 
   Seni seviyorum tatlıcım...
   Berna Kuşum kıskanma sakın, seni de seviyorum. (Malum
   konumuz Tufan)
 
   Mucucuk,mucucuk...
 
     
    Nurcan Karagöz Herischi’nin Gözünden 2FUN
  
      
   Tufan’ı bana göre Tufi’yi küçücük kağıtlara nasıl sığdırayım 
  ele avuca sığmayan çılgın, bir o kadar efendi, saygılı, sevgi dolu,
  zeki yani ZEPZEKİ bir şey o.
 
  Bana göre aslında tiyatro sanatçısı olmalı, inanılmaz taklit 
  yeteneği var
Beni hangi işletmesini anlatsam acaba. 
 
  Balkon yıkadığımı bildiği bir anda telefonda kadın sesini taklit 
  ederek edepsiz bir komşuyu oynayıp, çamaşırlarını kirletiyorum
  diye ciyak ciyak bağırmasını mı?
 
  Yoksa tamirci beklediğimi bildiğinden telefonda tamirciyi
  oynayarak (Abıla biliyong mu bunları KOMPİLE değiştirmek
  lazım) diye işi büyütüp yüreğimi ağzıma getirmesini mi ?
 
  Ya da askere gideceği gün balkonumun altında bahçede yani
  bir dizini yere koyup hayali gitarı ile(Nurcana mia Nurcana mio)
  şarkısı ile bana seranad yapmasını mı?
 
  Yeni işe başlayan apartman görevlileri günlerce yüzüme bir 
  garip bakmışlardı.
 
  Tamam buldum
  Bir akşam üstü bizim mahalledeki süpermarkette birlikte
  alışveriş yapıyorduk, yayınlanan müzik değişti ve çok güzel bir
  tango çalmaya başladı.
  “Tufi ne güzel müzik ayağım döndü” dememle birlikte ne
  olduğunu anlamadan kendimi ET REYONUnun önünde onunla
  dans ederken buldum. Bizi en güldüren şey de oradaki
  çalışanların bu durumu hiç umursamadan işlerine devam
  etmeleriydi, sanki her zaman orada dans edilirmiş gibi 
 
  Hala o reyonun önünden geçişte hep tebessüm ederim.
 
  TUFİ’M  ANKARA’ YA  GEL DE
  ET  REYONUNUN  ÖNÜNDE
  İKİ  DÖNELİM

       SELEN ERSEVEN’in  Gözünden 2FUN       
      
       Kaş'ta rıhtımdaki kayalardan hop hop sekmemi sağlayan, 
    uçakta
eve dönüşteki o efkarlı yolda,  her türbülansta
    ruhumu teslim
 etmemem için ; pilot arkadaşı david ve 
    sarışın hostes arkadaşı
birlikte bitmek tükenmek 
    bilmeyen     uçuş maceraları üreten ve
bunları 
    anlayamadığım bir  serilikte anlatıp kafamı dağıtmayı
 
    becerebilmiş ,tekila kardeşliğimizin yeni halkası ,neşeli
    ve  tatlı
insan , canım arkadaşımın canı, hiç kaçarı yok
    artık benim de
dostumsun ...

    ATA CAN'ın Gözünden 2FUN          
 

    Kimler geldi, kimler geçti hayatlarımızdan di mi?
   Ama bazı insanların yeri "değişmeyecek şekilde  
   aynı"  kaldı...Sen gibi...

   Gün gelecek hepimizi cebinden çıkaracaksın buna eminim
   (belki de çıkardın bile!.)...


   Tek şey derim sana...Yolun açık ola; tutmasın 
   alıkoymasın kimse yolundan seni...


   Ha bir de agaç dik bir yerlere; "kendinle sevdiğin adına"...
   Çok değil 10-15 yıl sonra gölgesi altında oturur
   bakarsınız    maziye...

   Ve sorarsınız belki de kendinize; bazı insanların
    yeri   "değişmeyecek    şekilde aynı" kalmış mı diye?

   Nice güzel günlere...

   Kendünğe iyi bah...

   Sevgüle...

   Tek kelime ile "Tufan"; Too fun! 

   Funda Alkan Aygün’ün Gözünden 2FUN      
 
   Tufan... ne söylesem diye çok düşündüm. can arkadaşımın
   kardeşi desem yeterli olmuyor tarif etmeye. kardeşim gibi.
   küçücüktü. bir gün düştü hatırlıyorm. sema çılgınlar gibiydi.
   tomografiler falan nasıl korkmuştuk. sonra sünnet oldu. o gün
   dillere destandı.anlayacağın gözümüzün önünde büyüdü. ve en
   çok ne ile hatırlıyorum biliyormusun. çocukken bana aşıkdı. )
   hani küçük erkek çocukları ablalarının arkadaşlarını beğenir
   ya ) nişanlım derdi bana.:)) o zaman ki erkek arkadaşımı da
   inanılmaz kıskanırdı. büyüyünce çok güldük buna. hala dalga
   geçeriz. yıllar geçti aynı işi yapmaya başladık. sohbetimiz
   paylaştıklarımız daha bir ortak oldu. askere gitti, içim cız etti.
   belki sema kadar değil ama çok etkilendim gidişinden. ne 
   bileyim zaten bu aile o kadar içtendir ki. yüksel teyzem
   hepimizin annesi gibidir. tabi biz de biz de o evin kardeşleri.o
   büyük yüce gönüllü iki insan rahmetli ahmet amcam ve yüksel
   teyzemm sayesinde biz de ailedeniz. şimdi görüyorum ki 
  Tufan'ın gözleri ışıl ışıl. heyecanlı. mutlu. allah daim etsin. çok
   mutlu olun. sevgiler...
  
   Funda 

     
     HÜLYA ÇÖTRELİ'nin Gözünden 2FUN  

   Tufan bir yağız trekk ...

   Güçlü kuvvetli çelik bir bilek ...

   Az zamanda çok tanıdık ;

   Sözünün eri; bir aşık cesur yürek ...

   Tufancım seninle ilk karşılaştığımda da şimdi de aynı şeyi  
   hissediyorum...


   Güven ve samimiyet...

   HEP BÖYLE VE BİZİMLE KAL CESUR YÜREK...


   HEP GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...

   BERNUŞUMUN İNCİSİ, 

   PAMUKLARA SARDIĞI CESUR PRENSİ...


   BALER ESKİBATMAN'ın Gözünden 2FUN   

     
   1998 yilinin sonbahar gunlerinde, dartin eglenceli, rekabetci
   aksamlarinda tanidim Tufan’i ben. Her halinden, her 
   atisindan
yetenekli oldugu belli olan bu oyuncu da benim gibi
   yeni baslamisti
spora… Daha once tanistigim ve cok iyi bir
   oyuncu olan abisinin
ondan daha yakisikli kucuk kardesi
   olarak yer etti aklimda ilk.
Once bana karsi maclarindaki
   yenme hirsi yuzunden oldukca gicik
olmustum kendisine
   cunku dedigini yapabiliyor ve canimi
yakabiliyordu. Onu
   sadece buna oncelik veren birisi zannetmistim.
Fakat
   sadece ucuncu veya dorduncu aksam Ankara’nin o eski, 
   meshur dart mekaninda gozumuzden yaslar gelerek gulduk,
   eglendik; bir yandan da son derece kaliteli maclar yaptik.
   O gun
anladim ki adam tam bir keyif adami… Yaptigi seyden
   zevk aliyor,
eglenmesini biliyor, rekabeti sportmence
   seviyor, her konuyu
hakkiyla yerine getirmeyi seviyor
   ama onun kolesi olmuyor, bilakis ona deger katiyor ve
   cevresini de
sonsuz bir eglencenin icine cekiyor. O gunden
   sonra onun olmadigi
aksamlar hep bir tarafi ile eksik kaldi.
   O gunden sonra dart disi
yonleriyle de harika bir adam
   oldugunu defalarca kanitladi ve
ne mutlu ki 10 kusur yildir
   bu dusuncelerim zerre degismedi.
 
Aksam gel de canini sadece bull atarak yakayim
 

  Tuficim



   EZGİ TURHAN’ın  Gözünden 2FUN        

   Hiç unutmam 2 yaşında bile değilken Tufi beni ballandıra
   ballandıra seviyordu.Bir sağ yanağımdan bir sol yagımdan,bir de
   ballarımdan öpüp doya doya kokluyordu..Hatta hiç
   unutmam kapıdan çıkarken ayakkabılarına giyip ilk işi beni
   öpmek olurdu. Benim kıskanç ablam yine beni kıskanınca
   Tufi'nin kalçasından bir parça beğenip orayı koparmak için
   cebelleşti Ama ısırdığı yer kot pantolonunun cep yeriydi.Ve
   sonunda gözyaşları sel oldu...

   Hümeyra Turhan'nın Gözünden 2FUN ;
   Eşsiz
   Yetenekli
   Zeki
   Dürüst
   Değişik düşünceleri olan bir dost

   

   ESRA SATIROĞLU’nun Gözünden 2FUN    

     Sene 1992, aylardan Ekim.Sema ile işyerinde tanışmışız,
   kanımız nassı kaynamış,öööle bööle deil.E yakında oturuyoruz.
   Bigün onlara gittim.Anaaaa.13 yaşında,gelecekte fırlama
   olacağı   belli olan bir velet.Kimmmm?Tabi ki Tufii!Neredeyse
   ergenliğini ve gençliğini gün be gün gördüm.O zaman da çok
   güleryüzlü ve espritüeldi...Adam olacak çocuk derler yaa!
   Aynen    öyle idi.Feci hazır cevaptı,konuşurken ağzımdan
   çıkanalara dikkat etmem gerekirdi, çünkü her an
   morarabilirdim. Tufi'yi büyüdükçe daha çok sevdiğimi
   anladım.Çünkü komikliğinin yanında çok da olgunlaşıyordu...
   Ammmaa Tufan'ı hep nasıl hatırlarsın diye sorarsan;
   Maalesef,oynadığımız bütün masa oyunlarında hile yapıp ,beni
   çıldırtıp,oyunlardan bir süre soğumama neden olmuş kişi
   diyebilirim.Allahtan uzun süredir oynamıyoruz:)Çok güzel
   günlerin onu beklediğini biliyorum...
 

  
ARZU BAYGÜN'ün Gözünden 2FUN      


  Tufan'ı tanıdığımda küçücük bi şeydi , Semayla hergün bir
  arada olduğumuzdan kardeşim gibi görmüşümdür her zaman.
  Aynı şimdiki gibi çok tatlı , sevimli bir çocuktu. TUFAN görür 
  görmez insanın içinin ısındığı , sıcak ve güvenebileceğin
  duygusunu uyandıran biridir benim için , tıpkı ailenden biri
  gibi ... 

  Elif Turhan Vesioğlu’nun Gözünden 2FUN        
 
  Tufan  her zaman sıcak kanlı ve samimi biridir. Her yıl   
  düzenlenen OPT ( Osman Peker Torunları ) toplantılarımızda
  yaptıklarıyla , maskotumuz haline gelmiştir.  Bir gün hiç
  unutmuyorum sessiz sinema oynuyoruz köyde, bizim takım
  Tufanlar’ın takımına karşı. Ama çok komik çünkü , o takımdan
  sadece Tufan anlatıyor, bizim takımdan herkes
J Çünkü Tufan
  anlatınca herkes gülme krizi geçiriyordu. Tabi kazanmamız
  lazım diye , uydurduk bir film;  adı ise ‘’ p..z..v..n..k ‘’   
J 
  Eskilerde olan bir film falan diyoruz ama yalann tabii … Amaç
  kazanmak … Eee tabi bu filmi anlatmak kime düşer ? Tabikii
  Tufan ‘a 
J Tufan da anlatsın diye kılıktan kılığa giriyor tabi.
  Bıyıklarını bürmesi, sakallarını sevmesi ,mimikleri ,bir de işçi
  kızları canlandırması epey tuhaf ve enterasan olmuştu tabi.
  Özellikle  bu olay  yaklaşık 25 kişi içinde yaşandığından  artık
  herkeste gülmekten takat kalmamıştı…
 
Tufan benim için çok özeldir… İnsan küçüklüğünde yaşadığı belli
  anları hiç unutmuyor sanırım. Bunlardan benim için en özeli ise ;
  ufak bir rahatsızlandığımdan dolayı  Ankara’da bir hastaneye
  sevketmişti doktor. Tabiki Yüksel Teyze’mde kalıyoruz, bizi
  bırakmaz çünkü. Ben küçük çocuğum , yol bilmem , iz bilmem ki
  çıkayım da gezeyim … Evde canım sıkılıyor , Eee Sema , Cengiz,
  annem, Yüksel Teyze hepsinin yaşı büyük onlarla da
  muhabbetim  olmuyor. O gün Tufan arkadaşlarına söz verdiği
  halde , onlarla gitmedi ve bandanasını taktı başına, aldı beni
  parka götürdü. Bisiklet sürdük, oynadık ,acayip eğlenmiştim. O
  yüzden bende yeri ayrıdır. Eşim de ilk akrabalarımla tanıştığında
  Tufan’la bayağı samimi olmuşlardı. Gerçi hala Tufan ‘’ aldı seni
  ama benden hala geçemedi ,ben daha not vermedim , ‘’ diye
  takılır ama neyse
J
  O her zaman , hepimizi güldürmeye , eğlendirmeye çalışır….Bu 
  yüzden onu hep gülümseyerek hatırlıyorum  gerçi  küçükken bir
  olaydan dolayı onu dişleyip , morartmışım bu yüzden o beni aynı
  gülümsemeyle hatırlıyor mu bilmem ama  ?!
J  O yüzden hep
  yüzyüze geldiğimizde ‘’ dişlemek yok ama ’’ der …
 
  Tufan dişlemek yok valla , çayı demliyoruz hadii gell J

   TUNÇ OVACIK ’ın  Gözünden 2FUN             
     
    Yine dart sonrasi bir gece, yine hayal kahvesine gidiş ve yine 
   hayal de avrupa yakası kadrosu
   Sarp Apak (tanriverdi), Engin Günaydin (Burhan) mekana eşlik
   eden ünlülerden sadece ikisiydi.
   Tufan'ın yine kendine özgü girişkenliğiyle, Sarp'a gidip;
   "Abi, Naber yaaaa!?", "Nasıl  keyifler? Nasıl gidiyor?, uzun 
   zaman oldu görüşmeyeli..."
   demesiyle, Sarp kalakaldı ve Sarp ekledi:
   "İyidir abi, eeeeee!!" (kim bu adam yaaa!!) "nolsunnnnn" (lan 
   kim   bu cıkaramadım)
   "senden naper?"
   (hay a.k. kimdi bu herif yaaa, adı dilimin ucunda ama
   çıkaramadım bi türlü )
   Tufan: "abi nolsun uğrasıyoruz iste", "beni boşver, sen anlat, 
   neler yapıyorsun?"
   Sarp: "ehhhhemmm, ne olsun işteeee"
   Tufan: "tanıyamadın  di mi beni?" (içinden pis pis gülmece)
   Sarp: (pes eder) "evet hocam tanıyamadım "
   Tufan: "Valla ben de tanımıyorum "
   demesi üzerine ortamdaki gerilim bir anda kendini kahkalara 
   bırakır.
 
   Tufan her an herhangi bir kişiyle; o kişinin kendi dilinde 
   iletişime geçebilme yeteneğine sahip. bu özgüvenini hiç  
   kaybetme ve her zaman sonuna kadar kullan :)

   Sonsuza kadar dostum kalman dileğiyle
 

   DUYGU KARACA' nın Gözünden 2FUN       

   Tufan'ı seviyorum  

  O boncuk bakışlarını ve sincap gülüşünü de seviyorum ...

   Bir deeee dart atarkanki duruşuna hayranım .... 

 

   F. ÖNDER SEVİM'in Gözünden 2FUN  

  Tufan askere gitmeden önce bir toplantıda ve doğa
  yürüyüşünde kısa zamanlı olarak görüşsek bile  fazla vakit 
  geçirmememize rağmen , şunu diyebilirim ki güler yüzlü
  olması  ve içtenliği ile gerçekten iyi biri olarak  izlenim
  bıraktı bende ... 

   EMRE EĞRİBOZ’ un Gözünden 2FUN     
 

   15 senelik dostum Tufan ile genclik caglarimizda 
   yasadigimiz    olaylarin sayisini hatirlayamayacagim ama 
  okumak isterseniz aklima gelen bir tanesini anlatayim;
  14-15 li yaslardayiz ve oturdugumuz semtte yer alan atari
  salonuna arada bir gidip cebimizdeki haftaliklarimizi
  harciyoruz. O zamanlar bu salonlara 18 yas siniri koyulmustu
  ama biz merakla ve buyuk bir hevesle bilgisayar oyunu
  oynamaya devam ediyorduk. Bu salona gorevli kisilerin gelip
  18 yasindan kucuk cocuklari cikardiklari, bu salonda cezai
  islem uyguladiklarini duymustuk, ama biz yinede gidiyorduk.
  Bir gun ben Tufana gidelim, oda bana gitmeyelim diye
  tutturdu, sonucta salona gitmedik o gun. Ertesi gun salonun
  kapandigini ve oradaki herkesi karakola goturduklerini
  duymustuk. Olayda ilginc olan salonun kapanmasi degildi
  tabiki. Tufanin bu duruma sans eseri engel olmasi onun icin
  inanilmaz bir firsat dogurmustu; bundan sonraki 1-2 hafta
  boyunca istedigini yaptirmisti bana, bak kotu hissediyorum
  buraya gitmeyelim, suraya gidelim diyerek. Bende yemistim
  bu numarayi
  Her ne kadar son 2-3 senedir farkli yerlerde oldugumuzdan
  dolayi cok fazla gorusemesekte, her zaman kiymet bilen
  dostuma en icten selamlarimla..


   
   FUNDA ÇIRACIOĞLU'nun Gözünden 2FUN 
 

   Tufan benim canımın canı .Aslanlar gibi gitti askere ve
   geldi.Ama Tufan'a her baktığımda bana Sema'nın büyük
   oğluymuş gibi gelir,yüzünden eksilmeyen gülüşüyle ,"ne
   zaman dağıtacak ortalığı bu yaramaz "dedirtir
   insana ..Umarım her zaman mutlu olur 


   DURAN KARABÖRK'ün Gözünden 2FUN 

 

  Tufan ,çok iyi bir insan ,çok şey paylaştık gercekten onunla.
  Onu hatırladığımda aklıma ilk gelen anı; 
  Onun işleri askerde sürekli gündüzdü ve biz gececiydik
  kısacası ne gündüz uyuturdu bizi, ne gece Ne zaman
  sabah   gelip  yatsam ''hadi bi sigara içelim'' der 
  uyandırırdı.Ya da ''hadi kalk oğlum bu saatte uyunur mu
  ''der   bi laf açar uyutmazdı.Tabur komutanı habercisiydi
  onla takılır, hiç birşey yapmaz ,akşam oluncada bir bordo
  berelinin yapamicağı şeyleri yaptığını anlatır sallardııı ...
  yani kısaca benim acemi birliği hatıraları onun sallamaları 
  bitmezdii Tam bi gırgır olurdu akşam koğuşa gelip
  yattığımızda..Güzel günlerdi yaniii Tufan'ı bir abi olarak
  tanıdığıma hakkaten pişman değilim ,mutlu olmaya layık bir
  insan umarım yengeyle de bir ömür mutlu olur..
 
  Hoşçakalll

   CEM BALCI’nın  Gözünden 2FUN        

   Bir gün bir mesaj aldım Berna hanımdan, aslında benim için 
  son   derece önemsiz biri de olsa Tufan,
sırf Berna hanımı 
  mutlu  etmek adına
bu satırları yazıyorum ama Tufan mutlu 
  olur  mu? Bilemem...
  
Benim tanıdığım Tufan, ciğeri beş para etmezin, sözüne
  güvenilmezin, iki yüzlünün, şerefsizin, vefasızın önde gideni...
  Allahın Lazı... Lanet bir adam... İşi gücü ailesini, dostlarını
  üzmek, zor durumda bırakmak,   yüzlerini yerden  
  kaldırtmamak olan bir insan müsveddesi... 
  "Allah birdir." dediği zaman bile inanılmaması gereken biri...
  Onunla tanıştığımız gün, benim geçmişimde açılmamak üzere
  kapatılmış bir kara sayfaydı aslında, Berna hanımın isteği
  üzerine kısa bir süreliğine de olsa açıldı ama bu yazı
  bittiğinde sonsuza kadar kapatılacak!
  Buradan Berna hanıma da bir uyarı, kaçın ve kurtarın
  kendinizi... Bana dua edersiniz ileride...
  ...

  Desem, ne anormal olurdu değil mi? Fakat Tufan hakkında
  benim gözümdeki gerçekler yukarıdaki paragrafın tam tersi
  Allaha şükür... Bana göre Tufan çok düzgün,
  çok anlayışlı, çok efendi biri...
  Ailenizi emanet edeceğiniz birini mi arıyorsunuz? Herhangi 
  birşeyinize en az sizin kadar
  iyi bakacak birini mi? Başınız sıkıştığında size karşılık  
  beklemeden yardım edecek
  birini mi? Mutlu olduğunuz günlerde mutluluğunuzu ikiye
  katlayacak, üzgün olduğunuzda dertlerinizi bölüşecek biri
  mi aradığınız? O kişi Tufan'dır... Tek bir kusuru vardır,
  Galatasaraylıdır kendisi ama o kadar kusur kadı kızında da
  olur değil mi?
  Umarım hayatın boyunca herşey gönlünce olur Tufi...

  Cem Balcı
  08 Aralık 2009 Salı 
  Ankara
 
    VOLKAN ESAT ‘ ın  Gözünden 2FUN 
   
   Sevgili kuzenim, kardeşim Tufan'a...

   Tufan benim için her zaman bir kardeşten farksız oldu.
   Akraba  ilişkileri güçlü ve samimi bir ailenin çocuklarının
   sımsıcak ortamında yüzünden eksilmeyen gülümsemesiyle hep
   hatırlanan, çok sevilen, küçüklüğünde Cengiz ağabeyimizin
   minyatür versiyonu olarak akıllarda yer eden bir güzel insan.
   Tufan, Murat, Korhan, ben; Sema ablamızın dibinde birlikte az
   oynamadık, az dağıtmadık çocukken. Kendisiyle birlikte son
   derece ayrıcalıklı ve özel bir topluluk olan "Küçükken Kol ve 
   Bacaklarını Açarak Kapıya Tırmanmış Çocuk" grubunun da
   gedikli birer üyesiyizdir. Örümcek adam felsefesini kapı
   doğramalarında deneyimleyip kendimize yol çizmişliğimiz vardır.

   Fotoğraflara baktığımda ifadesinin, güler yüzünün hiç
   değişmedigini görmek beni mutlu ediyor. Biliyorum ki
   birbirimizden uzak diyarlarda da olsak gönüller hep bir. Tufan
   kardeşime, kuzenime, sonsuz sevgilerimi yolluyor, her daim 
   mutluluk ve sağlık diliyorum. En kısa zamanda görüşmek
   dileğiyle...
  

   Volkan Esat

   HALUK DOĞAN’ın  Gözünden 2FUN          
   
   Tufan, biz abiler (!) olarak dolaştığımızda bize göre çok
   küçüktü. O yüzden çok fazla vakit geçiremezsek de , onun çok
   sıcak ve samimi biri olduğunu söyleyebilirim. Gerçi şu anı aklıma 
   geldiğinde  halen biraz gıcık olurum ama neyse Ankara'da
   olduğum bir gün , Tufan'ın hemen yan binada oturduğunu
   öğrendiğimde Ferit'le ziyaretine gitmiştik, hepimiz fosur
   fosur    sigara içtiğimiz halde bizi pencereden sarkıtarak sigara
   içirmişti  
   Size, birlikteliğinizin en güzel şekilde devam etmesini temenni
   ediyorum. Bundan böyle en güzel anılarınız umarım birlikte 
   yaşanır. 

   BURAK TOKCAN’ın  Gözünden 2FUN 
   
  1980 elmasının ikinci yarısı... Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’ndayız.
  Her teneffüste bahçeye çıkıp top oynuyoruz. Topumuz boş
  bir süt kabı veya kola tenekesi, takımlarımız ise Yankiler ve
  Kobralar. Ben Yankiler’in forvetiyim, Tufan da Kobralar’ın
  kalecisi. Atatürk büstünün oradaki kaleden sütün kabını
  sürttüre sürttüre geliyorum. Onu geç, bunu geç, Tufan
  karşımda. Sekmese de, zıplamasa da bir şekilde doksana
  yolluyorum sütü. Cevad Prekazi’yim. Golün çıkmasına imkân
  yok, lakin gol sevincimin iptali var. Top tam duvara
  değecekken Tufan aniden kendi soluna uçuyor ve kabı
  kaparak beton üstüne yumuşak iniş yapıyor. Mutluluğu da
  kapsın, uçsun, hiç inmesin.
 
  BURAK, altıocakikibinonçarşamba.

   


   

 
   
    



   

   

 
 

 
 

 
 
  Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı!  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol