|
|
|
|
Sevenlerinin Gözünden ... |
|
|
ANNESİNİN Gözünden 2FUN
Sevgili Oğlum TUFAN,
Sana olan duygularım kelimelerle anlatılmaz. O sıcak gülüşün
ve sevgin kalbimin en derin yerindedir. Telefondaki ‘’annem
annem nasılsın annem?’’ deyişin beni son derece mutlu eder.
Oğlum seninle çok güzel günlerimiz oldu. Babanın da sana karşı
büyük sevgisi vardı. Seni “oğluma da oğlumun dadlarına köle
olurum” diye severdi.
Canım oğlum, sana hamile iken apartmanımızda bir yangın
çıkmıştı. Hiç elektiriğimiz ve kaloriferimiz yoktu. Hava gazı
yangından hasar görmüştü. Evimizin içi isten hep kirlenmişti.
Babanla ağabeyin isleri temizlediler, alt katta oturan
talebeler temizliğe yardım ettiler. Yangın 13 Kasım 1979’da
yangın olmuştu. O şartlarda 29 KASIM’da sen dünyaya geldin.
O geçirdiğimiz kötü şartların ardından senin varlığın hepimize
sevgi ve sıcaklık getirdi. Sen çok güzel ve uslu bir çocuktun.
Babanda sana babasının adını koymakla çok mutlu olmuştu.
Hepimizin göz bebeğiydin sen. Ve ailemizin neşe kaynağı oldun.
Derken günler geçip okul çağına geldin. Okula başladığın gün
baban ben, Dilek ve ablanla okula gittik. Merasimden sonra
sınıfa girdiniz. Baban işe gitti. Bahçede beklememizi istedin.
Birkaç gün seni bekledik, sonra okula alıştın. Sena’nın
kucağında servisle okula gelip, gittin. Okul hayatın böyle
devam etti. Başarılı bir çocuktun. Ve öğretmenlerin seni çok
severlerdi.
Oğlum sen askerden geldikten sonra Ankara’da kaldığın 10
gün içinde bana çok güzel günler yaşattın. Gerek evde, gerek
dışarıda çok mutlu oldum. Hele o vadideki gezip tozmalarımızın
anısı bende çok büyüktür anneciğim. Yavrum, sana daima dua
ediyorum. Herşeyin iyi ve güzel mutlu olsun. Kısmetin
bereketin bol olsun. Kuracak olduğun yuvada, Allah’tan
dileğim; çok ama çok mutlu, sağlıklı ve güzel olsun yavrum.
Babanda olsaydı çok daha iyi olurdu, ama ne yapalım, Allah’ın
takdiri. Ama ben onun daima bizimle olduğunu düşünüyorum. En
azından benim için öyle. Babanın üzerinde çok olumlu etkin
vardı. Konu ne olursa olsun, onu bir şekilde ikna eder, istediğin
şeyi yaptırırdın.
Canım Tufan’ım; seni çok ama çok seviyorum. Umarım hayatta
hiç kötülüklerle karşılaşmaz ve hep mutlu, huzurlu günler
görürsün. İş hayatında daima başarılı olmanı diliyorum.
Canım yavrum, hayatta hiç bir şeye üzülmeye değmez. Daima
olumlu olup, hayatı sürdürmeye bakmak lazım. Seni çok seviyor
ve özlüyorum.
Oğlum, sen birdin şimdi iki kişi olacaksın. Şuna inan ki; bir
evladım daha olacak diye, mutluluktan uçuyorum. Ben sizi çok
yakıştırıyor, çok çok seviyorum .
Annecim, daha çok şey yazıp, çok şey anlatmak isterim.
Ama tıkandım, heyecanlandım. Bildiklerimi unuttum. Niye acaba,
biraz yaşlandık galiba.
Gözlerinden öperim yavrum, Allah’a manet ol.
Annen
Sema Pulatoğlu Ergün ‘ün Gözünden 2FUN
Tufan’ım,
Sana seni anlatmak hem çok kolay hem de çok zor. Kolay;
çünkü benim bir parçamsın, bendensin, canımsın. Zor; çünkü
içimden geçenleri ifade edebilecek doğru sözleri
bulamayabilirim.
İnsanın hayatta “şanslıyım” dediği yalnızca birkaç
değeri olur. Sen benim o değerlerimden birisin. Senin gibi bir
kardeşe sahip olduğum için, kendimi öyle hissediyorum.
Aynı ana babadan doğsak da farklı üç kişiliğiz biz. Sen,
içimizdeki neşesin, bağlayıcı, toparlayıcı ve aktif edensin.
Özelsin bir tanem, çok özelsin.
Paylaştıklarımız da çok özel. Onlar biz, onlar hayatımız,
onlar ailemiz. Yaşanan öyle çok anı var ki: Mesela ilk aklıma
gelen; karanlık salona girdiğimde, masanın altından bacağıma
yapışıp çıkardığın o korkunç sesle beni hoplatmaların. Korku
sahibi yapmıştın beni. Hatırlıyor musun? Yazanlar sokakta
otururken, Nazmi’nin beni almaya gelişini her gördüğünde; “Bu
adam da neyin nesi“ gibi ifadelerle suratına dik dik bakardın.
Gözlerini ondan ayırmadan. O zehir aklından neler geçtiğini
çok merak ederdim.
Sen küçükken geçirdiğimiz kazayı hatırlamazsın. Babamın
arkasında oturuyorduk. Sen kucağımdaydın. Akşam oturması
yaptığımız bir yerden dönüyorduk. Soldan hızla gelen arabayı
farkedip, gaza basmıştı babam. Aksi takdirde, bagajdan bize
vuran araba, sol arka kapıdan çarpacak ve belki de ikimizde
zarar görecektik. Çok korkmuştum. Sana sıkı sıkı sarıldım.
Çok uslu bir çocuk ve çok iyi huylu bir ergen oldun hep.
Çocukken gecenin bir yarısı gelen misafirler seni uykundan
uyandırıp severlerdi. Hiç mızmızlanmazdın. Onlara gülümserdin.
Sonra “hadi yat oğlum” deyince de gidip yatardın. Ergenliğin de
öyleydi. Öyle isyan etmelerin, baş kaldırmaların, sinirlilik
hallerin olmadı pek. Olduysa da gelip benimle konuşurdun.
Sakinleşirdin hemen. Senin ergenliğin, annemin menopoz
dönemine denk gelmişti. İkinizle de konuşurdum. Ama alttan
alan “sen” olurdun.
İlk kalp acını hatırlıyor musun? Dikmen’deki bizim evin
salonunda, mum ışığında otururken; “Ablaaa, geçecek mi?”
demiştin bana. Seninle birlikte benim de içim acımıştı o gün.
Gözlerindeki yaşlar benim içime akmıştı. Acıyla mutluluğu aynı
anda yaşamıştım. Büyüyordun. Ama o kalp kırıklığında bile
olgunluğunu göstermiş, kahretmemiş, çözüm aramıştın.
Ya işte canımın içi. Anılara sardırırsak çok şey var
anlatacak. Uno’nun motorunu yaktığın şu şehirlerarası
yolculuğun var mesela. Hani sinek ilacı satmaya gittiğiniz! Ya da
evin yerlerinden lavların akması ve senin oturma odasından
salona, yere basmadan yalnızca duvarlardan ve mobilyalardan
destek alarak ulaşman. Kıçın doğru dürüst kanepe yüzü
görmemiştir senin. Hep arkalıklarının üzerine uzanmayı tercih
ederdin.
Ya, altı tane Sinem’le çıkmana ne demeli. Hem de
ortaokulda. Bunun doğru olup olmadığını hâlâ bilmiyorum !
Benim için planladığın düğün törenini hatırlıyor musun?
Denizden yatla kıyıya yanaşacaktık. Havaî fişekleri, şaşâlı bir
salon. Sonra, tuttuğun limuzinin şöförlüğünü de sen
yapacaktın. Benim ve ailen için hep en çoğunu, hep en güzelini
dilersin. Sen çok özel birisin.
Hani diyorum ya; yarı annenim ben senin diye. Bunu ta
içimde hissederek söylüyorum. Çocuğun yerini hiçbir şey
tutmuyor hayatta. Bunu, Ekin doğunca anladım. Ama ona kadar,
bunun çok yakınını ben senin için hissetmişim. Bunu bugün daha
iyi anlıyorum. Sen kardeşten farklı bir duyguydun benim için.
Bunu hiçbir kuvvet bozamadı. İnsan doyamıyor sevmelere seni.
“Anneeeeee, ablam beni seviyoooooo”
Sen hep benim arkadaşım oldun. Seninle vakit geçirmek
herzaman bana çok keyif vermiştir. Hatırlamadığın
zamanlarımızda; altını değiştirmek, mamanı yedirmek, seninle
oynamak çok zevkliydi.
Düşünsene, her kız çocuğunun sahip olmayı istediği bebeğin
canlısı vardı bende. Hem de sıcacık, gülümseyen ve sana
sevgisini gösterebilen. Öyle içten ve sıkı sarılırdın ki boynuma.
Canım benim.
Ne güzel günlerdi bilemezsin. Anneliğe beni hazırladığını
söylerken son derece ciddiyim. Büyüdüm ben de seninle.
Öngörüm, algım ve farkındalığım herkesten daha önce gelişti
sayende. Öyle çok eğleniyorduk ki. Okuldan dönmeni
beklerdim mesela. Özlerdim seni.Beraber çok şey yapardık.
Yemek yerken, oyun oynarken, televizyon izlerken,
konuşurken, felsefe yaparken, ağlarken bile. Çok konuşurduk,
çok fikir yürütürdük herşey hakkında.
Çok özlüyorum o günlerimizi. Keşke hiç büyümeseydik.
Senin gibi bir kardeşe sahip olmaktan gurur duyuyorum.
Allah’ım bana senin acını göstermesin. Kendine çok dikkat
etmeni istiyorum senden. Nedendir bilmem, burnumun ucunda
hep o sızıyı yaşarım zaman zaman. Seni kaybetme korkusunu!
Bak şimdi bile sızladı ve burnumdan yukarı çıkıp göz pınarlarıma
yerleşti meret. Yokluğun bana sonsuz acı verir. Bunu sakın
aklından çıkarma ve benim için birşeyler yapmak istediğinde,
gidip kendin için çok iyi birşey yap. Tamam mı canım benim?
Yepyeni bir hayata adım atıyorsun. Bundan sonra hiçbir
şey eskisi gibi olmayacak. Daima iki kişilik düşüneceksin. Her
ne kadar tecrübe ettiğini düşünsen de evlilik bambaşka bir
olgu. Ve onu canlı tutabilmek de yalnızca sizin elinizde
olacak. Sana iki tavsiyem olacak canımın içi. Ben öyle yaptım,
çok işe yaradı. Sonuca değil, sebebe bakarak hareket etmeli.
Mutlaka karşındakinin ne yaptığına değil, ne niyetle yaptığına
bakmalısın. En önemli şey budur. NİYET. Bir de karşından
gelen olumsuz tepkiye, önce kendine “ben ne yaptım da
o da bunu yaptı” sorusunu sormadan karşılık verme. Kimse
sevdiğini kırmak istemez. Kendisi kırılmıyorsa.
Tanrımdan hak ettiğin tüm güzellikleri yaşamanı
diliyorum.
Tanrımdan senin için en hayırlısını vermesini diliyorum.
Tanrımdan senin için “huzur” diliyorum. Seni çok ama çok
seviyorum.
Ablan
CENGİZ PULATOĞLU’nun Gözünden 2FUN
1979,Ortaokuldayım birgün annemin hamile olduğunu
öğrendim.Fakat öğrendiğimde annemin epey bir süredir hamile
olduğunu da aynı gün öğrendim.Ben 12 yaşındayım ve bir kardeş
sahibi olacağım.Ve annem ise 38 yaşında. Bu benim kriterlerime
göre ( o zaman için ) utanılası bir durum.Niyeyse?.Okula gittim
en yakın arkadaşım Cenap'a kimsenin duymadığından emin
olarak '' annem hamile'' dedim.Ama o kadar utanıyorum ki
kazık kadar kadın, Annem, kazık kadar adam, ben.Çok
utanmıştım çok. Sonra 1979 yılı Kasım ayı; sanırım ilk günlari
apartmanımızda yangın çıktı annemin karnı burnunda. Babam
bizi kaptığı gibi dışarı çıkarttı ama annem içeride kaldı.
Annem ,panikle balkona çıkmış babam geri dönüp annemi
alacak! ama kapı kapalı kapıyı çalıyor ama annem balkonda
duymuyor. Babam kapıyı kırıyor annemi dışarı çıkarıyor.Ama
kapı açık kalıyor.Yanan merdiven altındaki bahçe hortumu ve
birkaç araba lastiği olunca çok hararetli ve pis dumanlı yanıyor.
Bu pis ve isli duman açık kalan kapımızdan bütün eve dağılıyor.
Yangın söndürülüp eve girdiğimizde ev mağaraya dönmüş bir
haldeydi. Uzun zaman kaloriferler yanmadı ve elektrik
yoktu.Sonra elektrik bağlandı ama dünya da petrol krizi var
ve fuel-oil bulunmuyor.Annem doğurdu doğuracak. Babam
oturma odasına soba kurdu. Ben sobayı çok severim. 29 Kasım:
Tufan doğdu çok güzel bir bebekti. Abi olmuştum ikinci kez.
Biliyormusunuz ben,aramızda 2 yıl 8 ay olmasına rağmen
Sema'nın doğumunu da hatırlıyorum.( Çok travma yaşadım
çoook.) Kasım ayı hava soğuk o günler en büyük zevkimiz yeni
doğmuş ve her gün yıkanan Tufan'ın yıkanışını seyretmek.
Oturma odasında yanan sobanın yanında leğenin içinde Tufan'ın
yıkanışını, somrasında annemin onu emzirişini seyretmek çok
büyük zevkti. Çok güzel bir bebekti Tufan.Onu çok
seviyordum.Çok güzel günlerimiz geçti o sobanın etrafında.
Onu göğsüme yatırıp uyuturdum. Derken Tufan büyüdü ve 9
yaşına geldi. Sanırım Pazar günüydü ayrıntılara girmicem,
Tufan epilepsi krizi geçiriyor.Baktım ve hemen anladım sara
krizi geçiriyordu. Evde herkes panik. Kaptım kucağıma aldım
arabaya binerken kucağımda kasılmaya başladı arabaya
koydum annem, babam, ben arabayı kullanıyorum Güven
hastanesine götürdük.Orada bir kriz geçirdi.Hemen bir iğne
vurdular ve bizi ibn-i sina hastanesine gönderdiler.orada bir
kriz daha geçirdi. Sonra tomografi için Akay da bir merkeze
gönderdiler. orada bir kriz daha geçirdi.Oradan tekrar İbn-i
Sina ya geldik ve ne kadar zaman geçti şimdi hatırlayamıyorum
ama bir süre sonra rahatladı ve uykuya daldı.uyandığında
rahatlamıştı tabii bizde. Düşünebiliyormusunuz bizim
üzüntümüzü.Ve ben bütün bu koşuşturmalarda ayakta durmak
ve sağ duyulu olmak zorundayım ağlayamadım bile.Bütün bu
koşuşturmalarda bir mucize vardı.Yaklaşık olarak 35-40 Km yol
yaptık git oraya gel buraya.Ve arabanın benzini yoktu.Bu bir
mucize değil de nedir? Bu olay benim hayatımın en büyük
kabusudur. Hala etkisinden kurtulmuş değilim. O yüzden Tufan
benim kardeşimden öte oğlum gibidir. Evet Tufan sen benim
OĞLUMSUN !!!
Abicin
EKİN ERGÜN ’ün Gözünden 2FUN 
Dayıcığım seni çok seviyorum,
Sen çok özelsin.
Sen benim dayımsın,
Bundan mutluluk duyuyorum.
Umarım beni seviyorsundur,
Seni herkes seviyor;
Annem,babam,anneannem,dayım ve ben.
Gördün mü?
Herkes sever seni,
Dayıcığım seni çok seviyorum.
EKİN ERGÜN
SEVİNÇ CANBAKAL’ın Gözünden 2FUN 
Sevgili Berna,
Benden kuzenim hakkında yazmamı istedin değilmi? Ama o
benim kuzenim olmayı pek beceremedi. Evet Tufan benim çok
sevdiğim ve rahmetle andığım sevgili dayımın ve yengeciğimin
küçük oğulları. Ancak Tufan la benim ilişkim pek standart
kuzen ilişkisi hiç bir zaman olmadı. Gerek aramızdaki yaş farkı
gerekse onun sıcaklığı: biraz abla kardeş, biraz anne evlat
biraz arkadaş gibi karışık bir ruh durumu. Ve bu karışık duygu
duygu durumuna göre çeşitli yaşanmışlıklar. An geldi çocuğum
gibiydi. An geldi arkadaşım oldu dertlerimizi paylaştık.An geldi
o çılgın ruhuyla beni de kendi yaşına indirip kolumdan sürükledi.
Ve hiç utanmadan da sonrasında dalga geçti.
(Annnneeeemmmm) Ama itiraf etmeliyim ki o da çocuklarımla
yaşadığım gibi ikinci gençliğimde zaman zaman bana enerji
kaynağı oldu.
Tabii siz bunu yaşınız gereği çok bilemezsiniz. Ama emin ol çok
değerli.
Özetle güzel ve özel paylaşımlarımız olduğunu söylemek
isterim.
Kuzenimsi Tufan ıma seninle birlikte uzun ve mutlu birliktelik
diliyor, ikinizide öpüyorum.
YOLUNUZ AÇIK VE AYDINLIK OLSUN.
Müjgan&Bora PEKER Ailesinin Gözünden 2FUN
Hani tekne kazıntısı derler ya Tufan en küçük olmayı
bile büyük bir hale getiren transatlantik kazıntısı Osman
Peker'in ennn küçük torunu...
Farklı olmak, farklı yaşamak ruhuna o kadar işlemiş ki hep
cesur hep heyecanlı hep özgür ...
Biz onu en olumsuz şartların da bile hayata gülerek
bakarken gördük... Herkesin hayatta birilerine ihtiyacı
olur ya bizce bizim sülalenin ona her zaman ihtiyacı var...
Çünkü onunla bulunduğumuz her ortamda neşesi ve
enerjisiyle bize heyecan kattı.
Tufan hep bizimle ol seni seviyoruz bizim evin büyük oğlu...
Altuğ - Müjgan – Bora
Barkın Ebru PEKER Çiftinin Gözünden 2fun
Aslında onu anlatmak için Tufan’la beraber vakit geçirmeniz ve
yalnız kalmanız gerekli. Ailemizin en hareketli ve neşeli
çocuğunun ne denli duygusal birisi olduğunu onunla çıktığım
Kaçkar Dağı macerasında anladım. Sıkıntılı Ankara günlerinden
sonra İstanbul’un yolunu tutup buralara geldiğinden beri yaptığı
mücadele onu çok yprduğu için bizlerin yanında hep neşeli ve
hareketli görünmeye çalışıyor.
İçinde fırtınalar kopan deli çocuk iyiki geldin ve iyiki kuzenimsin.
Her ne kadar beni dağ başında yalnız bıraksan da seni çok
seviyorum.
ANIL ALTUĞ’ un Gözünden 2FUN 
BAŞIMIN BELASI
KUZEN-Öncelikle şunu açıklayayım, esasen Tufan benim değil
annemin kuzenidir.Kendisi tekne kazıntısı olduğu için
kuzenlerinin çocuklarına akran olmuş Bizde hem birbirimizi
gerçek kuzen gibi hissettiğimiz için hemde insanlara açıklama
yapmamak için kuzeniz der,çıkarız işin içinden.Tufanım
Ankara'da, ben İstanbul'da yaşadığım için hep aralıklarla
görüştük ama her görüşmemiz bir olaydı 
YAZLIK-Zatı Şahaneleri ile ilk muhabbetlerimiz yaklaşık 25
sene önce bizim yazlığımızda Hereke'de başlamıştır. Birlikte
denizi keşfetmeye çalışıyorduk, ben yüzmeyi öğrenmiştim o
benim kolluklarımla yüzüyordu Balık tutuyorduk, birde alıp
başımızı doğaya akıyorduk.Hatta birgün fazla akmışız galiba,
ben ikimiz adına babamdan osuruk ağacının dalından yaptığı
kırbaçla dayak yemiştim Yine yırtmıştı eşşek...Bu arada
belirtmezsem olmaz CENGİZ ABİ TOPUMU KESMİŞTİ 
SIR-İkinci parti beraberliğimiz Ankara'da oldu. Onların
bahçesinde beraber misket oynardık; Tufan,Emre ve
ben.Aynen Nazlıcan,Bedirhan ve ben gibi oldu değil mi 
Emre,Tufanımın çocukluk arkadaşı benimse yıllardır Tufan'ın
içine sindiremediği aşkımdır. Bunca yıldır aramızda bir şey oldu
mu, olmadı mı diye şüphe eder ve asla kabullenemez. Bugün
bile gerilir bu konuya...Cevap mı?Ömür boyu benimle Emre
arasında sır olarak kalacak 
SERSERİLİK-Birde malum erkekler geç olgunlaşıyor ya;
parkta bira ve sigara içerken gizli gizli, ben bu iki tatlı
arkadaşı karşıma alır bildiğim argo kelimeleri öğretirdim çete
reisi gibi Daha bebeydiler 
KARTALKAYA-Meşur bir Kartalkaya seyahatimiz var bu arada.
Kayak yapmaya gitmiştik.Meşhurluğu ise beni nerdeyse sinir
krizi geçirtecek kadar kızdırmış olması. Bebecik büyümüştü
ya artık, biti kanlandı tabi Bu tatil bizim için bir dönüm
noktası olmuştu belki de, o günden sonra hep didişerek devam
etti hayatımız.
ŞAMATA-Sonraki görüşmelerimiz yaklaşık 18'li yaşlara denk
gelir. Tufanım'ın hayali İstanbul'da yaşamak olmuştu, onun için
fırsat buldukça gelir, gelince de en çok bizde kalırdı.İkimizin
de en deli çağları, her geldiğinde gücümüz yettiğince gecelere
akar, şişenin dibini görene kadar içerdik. Gözümüz çok
karaydı,millete bulaşırdık ama çokta eğlenirdik.
HAYALLER-Daha sonraki gelişlerinde artık Tufanım iş adamı
olmuştu. İstanbul hayali iyice güçlenmişti. Hatta “Tekne-Viski-
? “ üçlemesi (Üçüncüyü söylemeyeyim artık iş işten geçti 
hayalinin top noktası olmuştu. Ben bu hayali çok saçma
bulmuştum tabi daha o gün, ama neyse ki o da artık doğru yolu
buldu 
HADİ-HADİ-Yine yıllar geçti ve ben artık deli kanımı yere
düşürmüştüm, Tufanım'sa hala bomba. İşi vesilesiyle sık sık
İstanbul'a gelmeye devam ediyor. Gecenin bir yarısı geliyor,
tuturuyor “Hadi dışarı çıkalım” , “Hadi, hadi, hadi, hadi, hadi,
hadi.....”
Allahım bu “Hadi”ler çıkana kadar devam ediyor. Yok kardeşim
durmuyor adam delirtirdi beni(her zamanki gibi )Sonra pes
eder, annemle beraber hazırlanır çıkardık dışarı, ne
çare.Uzunca bir dönem hadi hadi dönemi yaşadık.
İŞ-Tufanım'ın Ankara'da işleri biraz ters gitmiş, İstanbul'a
gelip burada çalışmaya karar vermiş. Yaklaşık 2 ay kadar
beraber kaldık, o zaman tam kardeş kavgaları başladı.Yok
tuvalette uzun kaldın çık, yok kumanda kavgası, yok
bulaşıklarını ortada bıraktın gibi tam gaz didişmeye devam
ettik. Bu dönemde iş aradı.Sonra bizim şirkette beraber
çalışmaya başladık. Evini kurdu gitti, yeni harp mekanımız işyeri
oldu. Sanırım bu bölüme kadar anlaşılmıştır, biz birazcık(!)
didişerek iletişim kuruyoruz...Bu iş yerinde de devam etti tabi;
bu bize bazen eğlence, bazen ciddi stres kaynağı oldu ama
birbirimizi sevmekten hiç vazgeçmedik...
KERPE-Bir meşhur seyahatimiz ise Kerpe'dir. Tufanım dahil
olmak üzere 5-6 kişilik bir gruptuk. Orman içindeki evimize
gittik. Burada ulu bilge, yüce ruh, büyük üstat olan bir diğer
zatı şahaneleri abim, tüm takıma silahla atış yapma dersleri
verdi.(Ben hariç,çünkü ben birkaç kur ileriydim Tufanım da
pek sevdi ateş etmeyi. Hatta bu derslerin askerde çok işe
yaradığını söyledi bana. Bir gün balığa çıktık, sevgili
arkadaşımız Tufan Tragonya denen zehirli bir balığın küçük
boyundan tuttu bir adet. Cancağzıma “Bu balık zehirli onu
hemen denize at, sandala koyma dememe rağmen kendisini
balık tutmaya çok kaptırdığı için(Mağlum Ankara'da balık pek
tutulmuyor beni dinlemedi.Nitekim küçük balıkçık
Tufancığımın ayak parmağına güzel dikenlerini batırdı ve malum
parmak davul oldu. Akabinde,”Bu balıkların iğnesi kana karışıp
kalbe gidiyormuş, ben kontrol mü olsam acaba doktora?” diye
2 ay boyunca kafa ütüledi. En sonunda da gitti ve tabi ki bir
şey çıkmadı. Tatilin asıl bomba kısmı ise gece yemek sonrası
ateş yakıp içkimizi içtikten sonra oldu. Biz hepimiz muhabbeti
bitirdik ve içeri geçelim dedik.Tufanımsa çok cooooollll bir
şekilde “Siz girin, ben biraz daha oturacağım”dedi. Biz mutfağı
toparladık, yatma hazırlığı yaparken dışarıdan “Hooooşşşştttt,
Hoooooşşşştttt” diye bir ses geldi. Panikle gittik baktık.
Tufanım elinde ucu yanan koca bir odun almış, bir sağa bir sola
koşarak panik içinde “Hooooşşştttt” diyor. Geri geri koşarak
içeri geldi. Ne oldu dedik,”Çakallar, Çakallar geldi” dedi titrek
bir sesle.Kitledi demirleri, oturdu kapının orada. Saatlerce
dışarı baktı, gelecekler mi diye. Epeyi korkmuştu. “Emin
misin?” dedik, “Köpek olmasın gördüğün?” “Saçmalamayın, dev
gibilerdi, kocamanda dişleri vardı” buyurdu. Ne o gün, ne de
ondan sonra çakalları başka gören olmadı Biz hala
varlıklarından şüphe ediyoruz. Ya da çakallar Tufan'ın kaba
etine meraklı, gelmek için Tufan'ın gelmesini bekliyorlar 
ASKERLİK-Tufanım askere gitmeye karar verdi ve gitti.
Askerde bile beni kızdıracak birşeyler buldu, yetişti ordan
tabi.”Gel seni iki kere dövücem” diyordum en son
dönemlerinde. Yanıma gelince herşey geçti, kıyamadım yine.
Eşşek sıpası...
Ohhhhh yahu, yazı yazma işi iyi oldu. Sağolasın Bernacığım.
Aman diyeyim,bir satır bile çıkartma...
Bu vesilesiyle intikamın soğuk yemeğini afiyetle yemiş
oluyorum, benim gülücük koyduğum her yerde ve şahane
resimlerini gördüğünde Tufanım yutkunacak eminim 
Netice-i Kelam Tufan benim başımın belasıdır, beni çok
kızdırır, çokta farklıyızdır ama o benim kuzenim, kardeşim,
canımdır ve hayatımda beni bu kadar kızdırıp hala hayatımda
olan yegane sıpadır... 
Seni seviyorum tatlıcım...
Berna Kuşum kıskanma sakın, seni de seviyorum. (Malum
konumuz Tufan)
Mucucuk,mucucuk...
Nurcan Karagöz Herischi’nin Gözünden 2FUN
Tufan’ı bana göre Tufi’yi küçücük kağıtlara nasıl sığdırayım
ele avuca sığmayan çılgın, bir o kadar efendi, saygılı, sevgi dolu,
zeki yani ZEPZEKİ bir şey o.
Bana göre aslında tiyatro sanatçısı olmalı, inanılmaz taklit
yeteneği var Beni hangi işletmesini anlatsam acaba.
Balkon yıkadığımı bildiği bir anda telefonda kadın sesini taklit
ederek edepsiz bir komşuyu oynayıp, çamaşırlarını kirletiyorum
diye ciyak ciyak bağırmasını mı?
Yoksa tamirci beklediğimi bildiğinden telefonda tamirciyi
oynayarak (Abıla biliyong mu bunları KOMPİLE değiştirmek
lazım) diye işi büyütüp yüreğimi ağzıma getirmesini mi ?
Ya da askere gideceği gün balkonumun altında bahçede yani
bir dizini yere koyup hayali gitarı ile(Nurcana mia Nurcana mio)
şarkısı ile bana seranad yapmasını mı?
Yeni işe başlayan apartman görevlileri günlerce yüzüme bir
garip bakmışlardı.
Tamam buldum
Bir akşam üstü bizim mahalledeki süpermarkette birlikte
alışveriş yapıyorduk, yayınlanan müzik değişti ve çok güzel bir
tango çalmaya başladı.
“Tufi ne güzel müzik ayağım döndü” dememle birlikte ne
olduğunu anlamadan kendimi ET REYONUnun önünde onunla
dans ederken buldum. Bizi en güldüren şey de oradaki
çalışanların bu durumu hiç umursamadan işlerine devam
etmeleriydi, sanki her zaman orada dans edilirmiş gibi
Hala o reyonun önünden geçişte hep tebessüm ederim.
TUFİ’M ANKARA’ YA GEL DE
ET REYONUNUN ÖNÜNDE
İKİ DÖNELİM
SELEN ERSEVEN’in Gözünden 2FUN
Kaş'ta rıhtımdaki kayalardan hop hop sekmemi sağlayan,
uçakta eve dönüşteki o efkarlı yolda, her türbülansta
ruhumu teslim etmemem için ; pilot arkadaşı david ve
sarışın hostes arkadaşı birlikte bitmek tükenmek
bilmeyen uçuş maceraları üreten ve bunları
anlayamadığım bir serilikte anlatıp kafamı dağıtmayı
becerebilmiş ,tekila kardeşliğimizin yeni halkası ,neşeli
ve tatlı insan , canım arkadaşımın canı, hiç kaçarı yok
artık benim de dostumsun ...
ATA CAN'ın Gözünden 2FUN 
Kimler geldi, kimler geçti hayatlarımızdan di mi?
Ama bazı insanların yeri "değişmeyecek şekilde
aynı" kaldı...Sen gibi...
Gün gelecek hepimizi cebinden çıkaracaksın buna eminim
(belki de çıkardın bile!.)...
Tek şey derim sana...Yolun açık ola; tutmasın
alıkoymasın kimse yolundan seni...
Ha bir de agaç dik bir yerlere; "kendinle sevdiğin adına"...
Çok değil 10-15 yıl sonra gölgesi altında oturur
bakarsınız maziye...
Ve sorarsınız belki de kendinize; bazı insanların
yeri "değişmeyecek şekilde aynı" kalmış mı diye?
Nice güzel günlere...
Kendünğe iyi bah...
Sevgüle...
Tek kelime ile "Tufan"; Too fun!
Funda Alkan Aygün’ün Gözünden 2FUN 
Tufan... ne söylesem diye çok düşündüm. can arkadaşımın
kardeşi desem yeterli olmuyor tarif etmeye. kardeşim gibi.
küçücüktü. bir gün düştü hatırlıyorm. sema çılgınlar gibiydi.
tomografiler falan nasıl korkmuştuk. sonra sünnet oldu. o gün
dillere destandı.anlayacağın gözümüzün önünde büyüdü. ve en
çok ne ile hatırlıyorum biliyormusun. çocukken bana aşıkdı. )
hani küçük erkek çocukları ablalarının arkadaşlarını beğenir
ya ) nişanlım derdi bana.:)) o zaman ki erkek arkadaşımı da
inanılmaz kıskanırdı. büyüyünce çok güldük buna. hala dalga
geçeriz. yıllar geçti aynı işi yapmaya başladık. sohbetimiz
paylaştıklarımız daha bir ortak oldu. askere gitti, içim cız etti.
belki sema kadar değil ama çok etkilendim gidişinden. ne
bileyim zaten bu aile o kadar içtendir ki. yüksel teyzem
hepimizin annesi gibidir. tabi biz de biz de o evin kardeşleri.o
büyük yüce gönüllü iki insan rahmetli ahmet amcam ve yüksel
teyzemm sayesinde biz de ailedeniz. şimdi görüyorum ki
Tufan'ın gözleri ışıl ışıl. heyecanlı. mutlu. allah daim etsin. çok
mutlu olun. sevgiler...
Funda
HÜLYA ÇÖTRELİ'nin Gözünden 2FUN 
Tufan bir yağız trekk ...
Güçlü kuvvetli çelik bir bilek ...
Az zamanda çok tanıdık ;
Sözünün eri; bir aşık cesur yürek ...
Tufancım seninle ilk karşılaştığımda da şimdi de aynı şeyi
hissediyorum...
Güven ve samimiyet...
HEP BÖYLE VE BİZİMLE KAL CESUR YÜREK...
HEP GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...
BERNUŞUMUN İNCİSİ,
PAMUKLARA SARDIĞI CESUR PRENSİ...
BALER ESKİBATMAN'ın Gözünden 2FUN 
1998 yilinin sonbahar gunlerinde, dartin eglenceli, rekabetci
aksamlarinda tanidim Tufan’i ben. Her halinden, her
atisindan yetenekli oldugu belli olan bu oyuncu da benim gibi
yeni baslamisti spora… Daha once tanistigim ve cok iyi bir
oyuncu olan abisinin ondan daha yakisikli kucuk kardesi
olarak yer etti aklimda ilk. Once bana karsi maclarindaki
yenme hirsi yuzunden oldukca gicik olmustum kendisine
cunku dedigini yapabiliyor ve canimi yakabiliyordu. Onu
sadece buna oncelik veren birisi zannetmistim. Fakat
sadece ucuncu veya dorduncu aksam Ankara’nin o eski,
meshur dart mekaninda gozumuzden yaslar gelerek gulduk,
eglendik; bir yandan da son derece kaliteli maclar yaptik.
O gun anladim ki adam tam bir keyif adami… Yaptigi seyden
zevk aliyor,eglenmesini biliyor, rekabeti sportmence
seviyor, her konuyu hakkiyla yerine getirmeyi seviyor
ama onun kolesi olmuyor, bilakis ona deger katiyor ve
cevresini de sonsuz bir eglencenin icine cekiyor. O gunden
sonra onun olmadigi aksamlar hep bir tarafi ile eksik kaldi.
O gunden sonra dart disi yonleriyle de harika bir adam
oldugunu defalarca kanitladi ve ne mutlu ki 10 kusur yildir
bu dusuncelerim zerre degismedi.
Aksam gel de canini sadece bull atarak yakayim
Tuficim 
EZGİ TURHAN’ın Gözünden 2FUN 
Hiç unutmam 2 yaşında bile değilken Tufi beni ballandıra
ballandıra seviyordu.Bir sağ yanağımdan bir sol yagımdan,bir de
ballarımdan öpüp doya doya kokluyordu..Hatta hiç
unutmam kapıdan çıkarken ayakkabılarına giyip ilk işi beni
öpmek olurdu. Benim kıskanç ablam yine beni kıskanınca
Tufi'nin kalçasından bir parça beğenip orayı koparmak için
cebelleşti Ama ısırdığı yer kot pantolonunun cep yeriydi.Ve
sonunda gözyaşları sel oldu... 
Hümeyra Turhan'nın Gözünden 2FUN ;
Eşsiz
Yetenekli
Zeki
Dürüst
Değişik düşünceleri olan bir dost
ESRA SATIROĞLU’nun Gözünden 2FUN 
Sene 1992, aylardan Ekim.Sema ile işyerinde tanışmışız,
kanımız nassı kaynamış,öööle bööle deil.E yakında oturuyoruz.
Bigün onlara gittim.Anaaaa.13 yaşında,gelecekte fırlama
olacağı belli olan bir velet.Kimmmm?Tabi ki Tufii!Neredeyse
ergenliğini ve gençliğini gün be gün gördüm.O zaman da çok
güleryüzlü ve espritüeldi...Adam olacak çocuk derler yaa!
Aynen öyle idi.Feci hazır cevaptı,konuşurken ağzımdan
çıkanalara dikkat etmem gerekirdi, çünkü her an
morarabilirdim. Tufi'yi büyüdükçe daha çok sevdiğimi
anladım.Çünkü komikliğinin yanında çok da olgunlaşıyordu...
Ammmaa Tufan'ı hep nasıl hatırlarsın diye sorarsan;
Maalesef,oynadığımız bütün masa oyunlarında hile yapıp ,beni
çıldırtıp,oyunlardan bir süre soğumama neden olmuş kişi
diyebilirim.Allahtan uzun süredir oynamıyoruz:)Çok güzel
günlerin onu beklediğini biliyorum...
ARZU BAYGÜN'ün Gözünden 2FUN
Tufan'ı tanıdığımda küçücük bi şeydi , Semayla hergün bir
arada olduğumuzdan kardeşim gibi görmüşümdür her zaman.
Aynı şimdiki gibi çok tatlı , sevimli bir çocuktu. TUFAN görür
görmez insanın içinin ısındığı , sıcak ve güvenebileceğin
duygusunu uyandıran biridir benim için , tıpkı ailenden biri
gibi ...
Elif Turhan Vesioğlu’nun Gözünden 2FUN
Tufan her zaman sıcak kanlı ve samimi biridir. Her yıl
düzenlenen OPT ( Osman Peker Torunları ) toplantılarımızda
yaptıklarıyla , maskotumuz haline gelmiştir. Bir gün hiç
unutmuyorum sessiz sinema oynuyoruz köyde, bizim takım
Tufanlar’ın takımına karşı. Ama çok komik çünkü , o takımdan
sadece Tufan anlatıyor, bizim takımdan herkes J Çünkü Tufan
anlatınca herkes gülme krizi geçiriyordu. Tabi kazanmamız
lazım diye , uydurduk bir film; adı ise ‘’ p..z..v..n..k ‘’ J
Eskilerde olan bir film falan diyoruz ama yalann tabii … Amaç
kazanmak … Eee tabi bu filmi anlatmak kime düşer ? Tabikii
Tufan ‘a J Tufan da anlatsın diye kılıktan kılığa giriyor tabi.
Bıyıklarını bürmesi, sakallarını sevmesi ,mimikleri ,bir de işçi
kızları canlandırması epey tuhaf ve enterasan olmuştu tabi.
Özellikle bu olay yaklaşık 25 kişi içinde yaşandığından artık
herkeste gülmekten takat kalmamıştı…
Tufan benim için çok özeldir… İnsan küçüklüğünde yaşadığı belli
anları hiç unutmuyor sanırım. Bunlardan benim için en özeli ise ;
ufak bir rahatsızlandığımdan dolayı Ankara’da bir hastaneye
sevketmişti doktor. Tabiki Yüksel Teyze’mde kalıyoruz, bizi
bırakmaz çünkü. Ben küçük çocuğum , yol bilmem , iz bilmem ki
çıkayım da gezeyim … Evde canım sıkılıyor , Eee Sema , Cengiz,
annem, Yüksel Teyze hepsinin yaşı büyük onlarla da
muhabbetim olmuyor. O gün Tufan arkadaşlarına söz verdiği
halde , onlarla gitmedi ve bandanasını taktı başına, aldı beni
parka götürdü. Bisiklet sürdük, oynadık ,acayip eğlenmiştim. O
yüzden bende yeri ayrıdır. Eşim de ilk akrabalarımla tanıştığında
Tufan’la bayağı samimi olmuşlardı. Gerçi hala Tufan ‘’ aldı seni
ama benden hala geçemedi ,ben daha not vermedim , ‘’ diye
takılır ama neyse J
O her zaman , hepimizi güldürmeye , eğlendirmeye çalışır….Bu
yüzden onu hep gülümseyerek hatırlıyorum gerçi küçükken bir
olaydan dolayı onu dişleyip , morartmışım bu yüzden o beni aynı
gülümsemeyle hatırlıyor mu bilmem ama ?! J O yüzden hep
yüzyüze geldiğimizde ‘’ dişlemek yok ama ’’ der …
Tufan dişlemek yok valla , çayı demliyoruz hadii gell J
TUNÇ OVACIK ’ın Gözünden 2FUN 
Yine dart sonrasi bir gece, yine hayal kahvesine gidiş ve yine
hayal de avrupa yakası kadrosu 
Sarp Apak (tanriverdi), Engin Günaydin (Burhan) mekana eşlik
eden ünlülerden sadece ikisiydi.
Tufan'ın yine kendine özgü girişkenliğiyle, Sarp'a gidip;
"Abi, Naber yaaaa!?", "Nasıl keyifler? Nasıl gidiyor?, uzun
zaman oldu görüşmeyeli..."
demesiyle, Sarp kalakaldı ve Sarp ekledi:
"İyidir abi, eeeeee!!" (kim bu adam yaaa!!) "nolsunnnnn" (lan
kim bu cıkaramadım)
"senden naper?"
(hay a.k. kimdi bu herif yaaa, adı dilimin ucunda ama
çıkaramadım bi türlü )
Tufan: "abi nolsun uğrasıyoruz iste", "beni boşver, sen anlat,
neler yapıyorsun?"
Sarp: "ehhhhemmm, ne olsun işteeee"
Tufan: "tanıyamadın di mi beni?" (içinden pis pis gülmece)
Sarp: (pes eder) "evet hocam tanıyamadım "
Tufan: "Valla ben de tanımıyorum "
demesi üzerine ortamdaki gerilim bir anda kendini kahkalara
bırakır.
Tufan her an herhangi bir kişiyle; o kişinin kendi dilinde
iletişime geçebilme yeteneğine sahip. bu özgüvenini hiç
kaybetme ve her zaman sonuna kadar kullan :)
Sonsuza kadar dostum kalman dileğiyle 
DUYGU KARACA' nın Gözünden 2FUN 
Tufan'ı seviyorum
O boncuk bakışlarını ve sincap gülüşünü de seviyorum ...
Bir deeee dart atarkanki duruşuna hayranım ....
F. ÖNDER SEVİM'in Gözünden 2FUN 
Tufan askere gitmeden önce bir toplantıda ve doğa
yürüyüşünde kısa zamanlı olarak görüşsek bile fazla vakit
geçirmememize rağmen , şunu diyebilirim ki güler yüzlü
olması ve içtenliği ile gerçekten iyi biri olarak izlenim
bıraktı bende ...
EMRE EĞRİBOZ’ un Gözünden 2FUN 
15 senelik dostum Tufan ile genclik caglarimizda
yasadigimiz olaylarin sayisini hatirlayamayacagim ama
okumak isterseniz aklima gelen bir tanesini anlatayim;
14-15 li yaslardayiz ve oturdugumuz semtte yer alan atari
salonuna arada bir gidip cebimizdeki haftaliklarimizi
harciyoruz. O zamanlar bu salonlara 18 yas siniri koyulmustu
ama biz merakla ve buyuk bir hevesle bilgisayar oyunu
oynamaya devam ediyorduk. Bu salona gorevli kisilerin gelip
18 yasindan kucuk cocuklari cikardiklari, bu salonda cezai
islem uyguladiklarini duymustuk, ama biz yinede gidiyorduk.
Bir gun ben Tufana gidelim, oda bana gitmeyelim diye
tutturdu, sonucta salona gitmedik o gun. Ertesi gun salonun
kapandigini ve oradaki herkesi karakola goturduklerini
duymustuk. Olayda ilginc olan salonun kapanmasi degildi
tabiki. Tufanin bu duruma sans eseri engel olmasi onun icin
inanilmaz bir firsat dogurmustu; bundan sonraki 1-2 hafta
boyunca istedigini yaptirmisti bana, bak kotu hissediyorum
buraya gitmeyelim, suraya gidelim diyerek. Bende yemistim
bu numarayi 
Her ne kadar son 2-3 senedir farkli yerlerde oldugumuzdan
dolayi cok fazla gorusemesekte, her zaman kiymet bilen
dostuma en icten selamlarimla..
FUNDA ÇIRACIOĞLU'nun Gözünden 2FUN
Tufan benim canımın canı .Aslanlar gibi gitti askere ve
geldi.Ama Tufan'a her baktığımda bana Sema'nın büyük
oğluymuş gibi gelir,yüzünden eksilmeyen gülüşüyle ,"ne
zaman dağıtacak ortalığı bu yaramaz "dedirtir
insana ..Umarım her zaman mutlu olur 
DURAN KARABÖRK'ün Gözünden 2FUN 
Tufan ,çok iyi bir insan ,çok şey paylaştık gercekten onunla.
Onu hatırladığımda aklıma ilk gelen anı;
Onun işleri askerde sürekli gündüzdü ve biz gececiydik
kısacası ne gündüz uyuturdu bizi, ne gece Ne zaman
sabah gelip yatsam ''hadi bi sigara içelim'' der
uyandırırdı.Ya da ''hadi kalk oğlum bu saatte uyunur mu
''der bi laf açar uyutmazdı.Tabur komutanı habercisiydi
onla takılır, hiç birşey yapmaz ,akşam oluncada bir bordo
berelinin yapamicağı şeyleri yaptığını anlatır sallardııı ...
yani kısaca benim acemi birliği hatıraları onun sallamaları
bitmezdii Tam bi gırgır olurdu akşam koğuşa gelip
yattığımızda..Güzel günlerdi yaniii Tufan'ı bir abi olarak
tanıdığıma hakkaten pişman değilim ,mutlu olmaya layık bir
insan umarım yengeyle de bir ömür mutlu olur..
Hoşçakalll 
CEM BALCI’nın Gözünden 2FUN 
Bir gün bir mesaj aldım Berna hanımdan, aslında benim için
son derece önemsiz biri de olsa Tufan, sırf Berna hanımı
mutlu etmek adına bu satırları yazıyorum ama Tufan mutlu
olur mu? Bilemem...
Benim tanıdığım Tufan, ciğeri beş para etmezin, sözüne
güvenilmezin, iki yüzlünün, şerefsizin, vefasızın önde gideni...
Allahın Lazı... Lanet bir adam... İşi gücü ailesini, dostlarını
üzmek, zor durumda bırakmak, yüzlerini yerden
kaldırtmamak olan bir insan müsveddesi...
"Allah birdir." dediği zaman bile inanılmaması gereken biri...
Onunla tanıştığımız gün, benim geçmişimde açılmamak üzere
kapatılmış bir kara sayfaydı aslında, Berna hanımın isteği
üzerine kısa bir süreliğine de olsa açıldı ama bu yazı
bittiğinde sonsuza kadar kapatılacak!
Buradan Berna hanıma da bir uyarı, kaçın ve kurtarın
kendinizi... Bana dua edersiniz ileride...
...
Desem, ne anormal olurdu değil mi? Fakat Tufan hakkında
benim gözümdeki gerçekler yukarıdaki paragrafın tam tersi
Allaha şükür... Bana göre Tufan çok düzgün,
çok anlayışlı, çok efendi biri...
Ailenizi emanet edeceğiniz birini mi arıyorsunuz? Herhangi
birşeyinize en az sizin kadar
iyi bakacak birini mi? Başınız sıkıştığında size karşılık
beklemeden yardım edecek
birini mi? Mutlu olduğunuz günlerde mutluluğunuzu ikiye
katlayacak, üzgün olduğunuzda dertlerinizi bölüşecek biri
mi aradığınız? O kişi Tufan'dır... Tek bir kusuru vardır,
Galatasaraylıdır kendisi ama o kadar kusur kadı kızında da
olur değil mi?
Umarım hayatın boyunca herşey gönlünce olur Tufi...
Cem Balcı
08 Aralık 2009 Salı
Ankara
VOLKAN ESAT ‘ ın Gözünden 2FUN 
Sevgili kuzenim, kardeşim Tufan'a...
Tufan benim için her zaman bir kardeşten farksız oldu.
Akraba ilişkileri güçlü ve samimi bir ailenin çocuklarının
sımsıcak ortamında yüzünden eksilmeyen gülümsemesiyle hep
hatırlanan, çok sevilen, küçüklüğünde Cengiz ağabeyimizin
minyatür versiyonu olarak akıllarda yer eden bir güzel insan.
Tufan, Murat, Korhan, ben; Sema ablamızın dibinde birlikte az
oynamadık, az dağıtmadık çocukken. Kendisiyle birlikte son
derece ayrıcalıklı ve özel bir topluluk olan "Küçükken Kol ve
Bacaklarını Açarak Kapıya Tırmanmış Çocuk" grubunun da
gedikli birer üyesiyizdir. Örümcek adam felsefesini kapı
doğramalarında deneyimleyip kendimize yol çizmişliğimiz vardır.
Fotoğraflara baktığımda ifadesinin, güler yüzünün hiç
değişmedigini görmek beni mutlu ediyor. Biliyorum ki
birbirimizden uzak diyarlarda da olsak gönüller hep bir. Tufan
kardeşime, kuzenime, sonsuz sevgilerimi yolluyor, her daim
mutluluk ve sağlık diliyorum. En kısa zamanda görüşmek
dileğiyle...
Volkan Esat
HALUK DOĞAN’ın Gözünden 2FUN 
Tufan, biz abiler (!) olarak dolaştığımızda bize göre çok
küçüktü. O yüzden çok fazla vakit geçiremezsek de , onun çok
sıcak ve samimi biri olduğunu söyleyebilirim. Gerçi şu anı aklıma
geldiğinde halen biraz gıcık olurum ama neyse Ankara'da
olduğum bir gün , Tufan'ın hemen yan binada oturduğunu
öğrendiğimde Ferit'le ziyaretine gitmiştik, hepimiz fosur
fosur sigara içtiğimiz halde bizi pencereden sarkıtarak sigara
içirmişti
Size, birlikteliğinizin en güzel şekilde devam etmesini temenni
ediyorum. Bundan böyle en güzel anılarınız umarım birlikte
yaşanır.
BURAK TOKCAN’ın Gözünden 2FUN 
1980 elmasının ikinci yarısı... Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’ndayız.
Her teneffüste bahçeye çıkıp top oynuyoruz. Topumuz boş
bir süt kabı veya kola tenekesi, takımlarımız ise Yankiler ve
Kobralar. Ben Yankiler’in forvetiyim, Tufan da Kobralar’ın
kalecisi. Atatürk büstünün oradaki kaleden sütün kabını
sürttüre sürttüre geliyorum. Onu geç, bunu geç, Tufan
karşımda. Sekmese de, zıplamasa da bir şekilde doksana
yolluyorum sütü. Cevad Prekazi’yim. Golün çıkmasına imkân
yok, lakin gol sevincimin iptali var. Top tam duvara
değecekken Tufan aniden kendi soluna uçuyor ve kabı
kaparak beton üstüne yumuşak iniş yapıyor. Mutluluğu da
kapsın, uçsun, hiç inmesin.
BURAK, altıocakikibinonçarşamba.
|
|
|
|
|
|
|
Bugün 1 ziyaretçi (1 klik) kişi burdaydı! |
|
|
|
|
|
|
|